Herenk

BU DA GEÇER YA HÛ!

Ahmet İLHAN

Ahmet İLHAN

BU DA GEÇER YA HÛ!

Bazen sıkıntı yoklar bizi, bazen de mutluluk uğrar kapımıza. İkisi de misafirdir hanemize. Biri gelir biri gider. Hüznü de sevinci de görsek BU DA GEÇER YA HÛ!’’ deyip hayat yoluna devam etmeli. İnsan bu; hayatın inişli çıkışlı yollarında bazen umudunu kaybeder, koyu karanlık kuyulara düşer de oradan kendini kurtaracak bir umut ışığı bekler. Bazen de ona her şeyi unutturacak mutluluk ve sevinçlere gark olur da kelebek kanadından hafif pembe beyaz düşlerde uçuşur durur. Feridüddin Attar anlatır, insanın renkten renge geçen hâllerini… Bizim zamanımızdan çok önceleri, ülkelerden bir ülkede padişahın biri de insanın bu derdiyle hemhâl oldu. Mutsuz olduğunda umudunu tazeleyecek, mutlu olduğunda  da onu mutluluğun rehavetinden kurtaracak bir yol var mıdır acep deyip düşündü taşındı ama bir çıkar yol bulamadı. Hemen ülkenin bilginlerini topladı ve onlardan bu derdine bir hâl çaresi bulmalarını istedi. Herkesi bir telaştır sardı; ne yapsak ne etsek de padişahımızın derdine bir derman bulsak diye koşturdular. Padişahın adamlarından birinin seyyah bir dostu vardı. Ülkeler, beldeler dolaşmış, nice dağları denizleri aşmış,gezmediği görmediği memleket kalmamış bilge bir seyyahtı bu kişi. Dostunun maruzatını dinleyen seyyah, ona ne yapması gerektiğini fısıldar. O da hemen denileni yapar, hazırlıklarını tamamlayıp padişahın huzuruna çıkar. Herkes toplanmış merak içerisinde acaba padişaha ne sunacak diye beklerken; o, atlastan bir yastık üzerinde bir yüzük sunar padişaha. İnsanların gözleri fal taşı gibi açılır, zira hiçbir özelliği olmayan çok sıradan bir yüzüktür bu. Ancak padişah yüzüğü eline alıp içindeki yazıyı okuyunca yüzü aydınlanır. Derdinin derma-nını bulmuştur. Nitekim yüzüğün içinde şöyle yazıyordu:’BU DA GEÇER YA HÛ!’’… Seyyah gülümseyerek baktı dostuna ve başladı anlatmaya: ‘’Bir zamanlar bir köye düştü yolum. Günlerdir yürüyordum ve yorgundum. Dinle-necek ve karnımı doyuracak bir yer sordum. Bana bu köyde Şakir ve Haddad adında iki zengin kişi olduğunu söyleyip yolu tarif ettiler. Şakir’in evine gittim. Beni çok güzel ağırladı, yedirdi içirdi. Oradan ayrılırken Şakir’e ‘’Allah sana bu kadar zenginlik verdiği için şükret ’’dedim. Şakir ise bana:‘’BU DA GEÇER YA HÛ!’’dedi. Aklımda Şakir’in bu sözü,tekrar yola revan oldum. Yıllar sonra yolum tekrar bu köye düştü. Şakir’i ziyaret etmek için evine gittim. Heyhat! Şakir bir sel felaketinde neyi var neyi yok kaybetmiş, Haddad’ın yanında hizmetçi olmuştu. Bu sefer Şakir beni yoksul evinde misafir etti. O zenginlik ve şatafattan sonra Şakir’in bu hâli beni pek üzdü. Ona ne kadar üzüldüğümü söylediğimde Şakir, gayet sakin bir şekilde bana dönüp:‘’BU DA GEÇER YA HÛ!’’ dedi Şakir’i o haliyle bırakıp yine düştüm yollara. Aradan yıllar geçti. Acaba Şakir ne yapıyor deyip yolumu köyüne düşürdüm. Ama gördüklerim beni yine hayretten hayrete savurdu. Haddad ölmüş, geride hiç varisi olmadığı için bütün mal varlığını sadık hizmetkarı Şakir’e bırakmış. Onu tekrar varlık içinde görmek beni çok sevindirdi. Zira böylesi cömert biri-nin yeniden varlık sahibi olması sevindiriciydi. Sevincimi paylaştım onunla ama Şakir’in cevabı yine aynıydı: ‘’BU DA GEÇER YA HÛ!’’  Yola çıkma vakti gelince ayrıldım Şakir’in konağından. Şakir’in sözleri hiç aklımdan gitmiyor-du. Zira o, bu da geçer dedikçe, hâli değişiyor, her seferinde onu farklı bir halde buluyordum. Şakir’in aklımdaki bu sözü beni tekrar köyüne götürdü. Ama bu sefer Şakir’i sorduğumda bana bir tepeyi işaret etti köylüler. Tepeye gittiğimde Şakir’in mezarını gördüm. Mezar taşında ise:BU DA GEÇER YA HÛ!’’yazıyordu. Her şey geçip gitmişti hakikaten. Zenginlik de varlıkda sıkıntı da üzüntü de. Şakir ölmüştü, ama ölümün nesi geçerki, diye kendi kendime düşünerek ayrıldım köyden. Ancak vefalı ve cömert dostum Şakir’in mezarını yıllar sonra ziyaret ettiğimde bu sorunun cevabını da aldım. Çünkü bu sefer gittiğimde yaşanan sel felaketiyle mezar dahil her şey yok olmuştu. Şakir’den ne bir iz ne de hatıra kalmıştı… İşte o zaman anladım ki bu dünya aldanma yurdudur; ne varlığa sevinmek ne de yokluğa üzülmek gerek. Ba-zen sıkıntı yoklar bizi, bazen de mutluluk uğrar kapımıza. İkisi de misafirdir hanemize. Biri gelir biri gider. Hüznü de sevinci de görsekBU DA GEÇER YA HÛ!’’deyip hayat yoluna devam etmeli vesselam… 

Yazar:AHMET İLHAN

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
KAVANOZ DOLDU MU? - 1 Ekim 2017
BU DA GEÇER YA HÛ! - 20 Mayıs 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ