Tapduk Emre’den Hz. Ukkaşe ve Kul Hakkı Hikâyesi
Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, âlem-i cemale göçünün yaklaştığını hissettiği günlerden birinde mescide gelir. Ashabıyla helalleşme niyetindedir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber pek hasta ve yorgun idi. Öyle ki ayakta dahi bir sahabenin yardımıyla dururdu. Ashabına seslendi, “Ey Ashabım! Ben de hakkı olan söylesin.” Kimseden ses çıkmadı. İkinci kez yine seslendi, “Ben de hakkı olan varsa istesin.” Yine ses çıkmadı. Bunun üzerine yine sordu Allah’ın elçisi.
Bu defa en arkalardan bir sahabe ayağa kalktı. Bu ayağa kalkan sahabenin adı da Ukkaşe idi. Hz. Ukkaşe. Kalkıverdi ve, “Ya Rasülallah! Hudeybiye Vakası’nda siz devenize binmek istemiştiniz. Ben de size elimi uzatmıştım. Siz devenize bindiniz ve devenize kırbaçla vurmak istediniz. Tam o sırada kırbaç benim sırtıma değdi. Şimdi bu kul hakkı değil midir?” Allah Rasülü, “Evet.” dedi. “Evet, ya Ukkaşe, bu kul hakkıdır.” Bunun üzerine, Ömer Efendimiz daha fazla tahammül gösteremedi ve bir hışımla fırlayıverdi ayağa. Efendimiz, “Sen karışma ey Ömer! O benim hesabımdır.” Sonra Hz. Ebubekir ayağa kalktı ve, “Ey Ukkaşe, ne kadar mal mülk istersen vereyim. Vazgeç bu delilikten.” dedi. Allah rasülü, “Ey Ebubekir! Bu benim hesabım, karışmayın.” dedi. Sahabeler kendilerini zor tutmaktaydılar. Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye, “O kırbaç, kızım Fatıma’dadır. Var git, getir.” dedi.
Hz. Ali durumu anlatınca Fatıma anamız çok üzüldü. “Bilmez misiniz ki, O hastadır. Yerine geçecek yok mudur aranızda?” dedi.
Ve daha birer çocuk olan Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i gönderdi. Efendimiz’in gözbebekleri Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin mescide girdiler. “Ey Ukkaşe! Dedemize vurma, gel bize vur. Gel hakkını bizden iste.” dediler. Sahabe pek duygulandı. Efendimiz, “Ben, size kıyamam. Bu benim hesabım.” dedi. Kırbaç gelmişti ama Ashab-ı Kirâm’ın öfkesi daha da artmıştı. Efendimiz, “Kırbacı Ukkaşe’ye verin.” buyurdu. Bu kez de, “Ey Allah’ın Rasülü! Bir şey daha var.” dedi Ukkaşe. “Siz kırbacı vururken benim sırtım çıplaktı. Bundan da hak geçer mi?” diye sordu. O der demez, sahabe ayaklandı. Efendimiz ortalığı yatıştırdı. “Ukkaşe haklıdır.” dedi.
Efendimiz, minberden aşağı indi ve gömleğini açtı. Efendimiz gömleğini açmış ve Hz. Ukkaşe’nin kırbacı vurmasını beklerdi. Hz. Ukkaşe, kırbacı havaya kaldırdı ve Efendimiz’in iki kürek kemiğinin ortasındaki mührü öpüverdi. Gözyaşları içerisinde, “Hakkım sana helal olsun, ya Rasülallah! Anam babam sana feda olsun!” dedi. İşte, bizim Peygamberimiz, Rehberimiz böyleydi dervişler.
Adalet, herkes için vardır. Ben peygamberim, demek yok. Al sopayı eline, vur ne alacağın varsa. Vur, hak yerini bula. Vur, adalet ola. Eğer, bir yerde adalet yıkılırsa, orada nizam da bozulur, ahlak da bozulur.
Gönlü gazi olana, cenk bitmez