SENİ GÖREBİLSEYDİM / BAHAETTİN KARAKOÇ
Seni görebilseydim” dedim keşke…
Keşke şu ay ışığında sen gelebilseydin.
Ay tutulsa da görecektim seni,
İshak kuşunun sükûtunda…”
Seherle yollara dökülen karıncalar
Azık toplayıp yuvalarına döndüler.
Çobanlar yataklara vurdular sürülerini.
El ayak çekildi yollardan
. Evler ışıklarını söndürdüler.
Sokaklar öyle tenha ki; kolla beni.
Bu gece görebileceğimi düşündüm seni.
Ustura ağzındaki uykumu ikiye böldüm.
Ayak seslerimi toprağa içire içire
Sessizce kapına geldim.
Bir sarmaşık gibi duvara tutuna tutuna
Pencereden içeri girmek isterdim.
Bu fırsat her zaman ele geçmez.
Meyveli dalınım, salla beni..
Bir görsen tiril tiril titrediğimi…
Belki de halime çok güleceksin.
Bir hayal avcısı olduğumu sanıp
“Sen hâlâ bir çocuksun” diyeceksin.
Yüreğimde çalan kemanlara rağmen,
“Geldiğin yere dön” diye
Bana tenha sokakları göstereceksin.
Önce dinle, sonra yolla beni.
İçim bir arı kovanı;
İçimde arılar uğuldaşıyor.
Nereye çekip gitsem ey sevgili,
Hayalin benimle yaşıyor.
Gitmek için gelmedim bu gece.
Al beni içeriye.
İster sevgilim de, gönendir beni;
İster esirim de, vur zincire.
Birazdan ay doğacak…
Ayak sesleri yaklaşıyor.
İşte ay doğdu olanca görkemiyle.
Bütün gizliler aşikâr oldu.
Ayın doğuşunu müjdeleyen
Gizemli bir rüzgâr oldu.
Öpüştü ay ışığı asmaları
En taze yapraklarıyla.
Bir kedi bir çiçek saksısını devirdi;
Sanki bir çiçek bahçesi tarumar oldu.
Bu gecenin İshak kuşu benim ben.
Ey sevgili, Adın dilime bergüzar oldu.
Senin için bastırıyorum bu gece
Kemanemi kemanımın kıvrak tellerine.
Mecnun’dur bu inleyen, Ferhat’tır bu haykıran,
Kerem’dir bu yanan türkü türkü.
Elinde kuruyan bir gül,
Sokağını bekleyen ases olayım.
Aradığında “buyur” diyen ses olayım.
Boğum boğum kına olayım ellerine.
Her gece yüreğime doğsun kervankıran
İnce ince sen gülümseyince
Dağılıverir birden Yollarımı kesen korkum…
BAHAETTİN KARAKOÇ
“Hayatımın ilk ve son aşkına 🌹”