Bir Kuş \ Fatma Zehra POLATCAN
Bir kuş kondu yüreğimin, ucuna geçen gece. Önce hafifçe öptü yüreğimden sonra da yorgunluktan düşüverdi bir köşeye. Belli ki çok yol gelmişti. Bitap düşmüştü ve yılların çizgisi belirmişti ayak izlerinde. Her bir iz, bir acıyla kıvranışın sembolüydü. Yüreği atıyordu belli belirsiz. Bazen öylesine hızlı atıyordu ki kalbimle bir olup atıyormuşçasına. Bazen de duyulmayacak kadar sessizleşiyordu. Gecenin hazin sonu gibi. Susmak değildi bu. İçten içe geçmiş yılların kan ağlayışıydı. Uzunca bir yolculuktan gelmenin, hüzün dolu bekleyişin, ilmek ilmek örülen emeğin sessizliğiydi.
“Uyan mavinin hediyesi! Mavinin sana bahşettiği güzelliği bana da hissettir biraz ve mavi kokan sessizliğinde bulduğun huzuru bana da işle”, dedim.
Kıyamet günü kalabalığından çıkmış bir edayla baktı yüzüme. Söylemek istediklerim hangi zamana sığar dermişçesine daldı derinlere uzun uzun. Sonra hafifçe gülümsedi dudağının kenarına bulaşmış gülüşle. O an nedensiz bir mutluluk, heyecan sardı bedenimi.
Bir an hâkim olmuştu sanki gece göz kapaklarıma. Gözlerimin hafiften kapandığını hissettiğimde kuş olup uçtuğumu görüyordum. Kanatlarım hükmediyordu dağlara, taşlara, denize, insanlara…
Maviyle sarhoş olmuştum, nereye baksam huzur çıkıyordu karşıma. Maviyle bir olmanın güzelliğini yaşıyordum. Bulutlar dans ediyordu benimle. Gökyüzünde tek bir kuş yoktu ve ben büyük bir ülkeyi yöneten kral gibi hissediyordum. Gökyüzünün her santimi benimdi. Lakin bir an takıldı gözüm, uzak diyarlara. O an derin bir hissizlik sardı bedenimi. Kanlar içinde acıyla çırpınan narin yürekler görüyordum. Annelerin feryadı göğe inliyordu. Babalar ağlıyordu aç kalan çocukları için. Herkeste bir acı bir hüzün vardı. Sonra sustum, ağladım yüreğimin sessiz bir köşesine çekilerek.
İçimi hüzünle kaplamış bir titreme almıştı. Gözümü açtığımda rüyadan irkilerek uyanan ben ve yirmi yaşıma basan bedenim. Yatağımın ucunda zihnimde canlandırıp üzerinde uyuyakaldığım kitabım ve benim her zaman ki uçma dileğim. Dileğim bir kez daha kabul olmuştu ve ben maviyle bütünleşmiştim. Lakin aşağıya baktığımda gördüğüm tablo. Usta bir savaşçının elinden çıkmış kanla süslenmiş o tablo. Onu unutmak mümkün müydü? Kötülüğün hâkim olduğu bir evrende uçmak, delicesine uçmak mümkün müydü?
Ve ben yine soruyordum kendime. Evren iyilikle donatılınca uçmanın verdiği huzuru ne zaman tadacaktım ben?
Ve mutluluğun uçurtmaları ne zaman kanadıma takılıp sonsuza uçuracaktı beni
Fatma Zehra POLATCAN