Biz Ne Güzel Çocuklardık \ Hakan PÜTÜN
Biz Ne Güzel Çocuklardık
Çocukluğumuzun vazgeçilmez anları, anıları… Ne güzeldi o güzelim yıllar, hatıralar…
Saf, temiz, kirli yüzlerimiz, yırtık elbiselerimiz, bayramdan bayrama alınabilen, seneye de giyersin denilerek hep bir beden büyük seçilen ve üç dört kardeşin burun kıvırmadan, bir iki sene giydiği ayakkabılarımız, kıyafetlerimiz, aynı okul kitabı ile evdeki çocukların hepsinin sırasıyla okul bitirmesi, okul bahçesinde bulduğumuz gazoz kapağı ile kıran kırana oynadığımız futbol maçı kırılan okul camları ve sonrasında, nefes nefese eve gelip bir domates bir parça ekmek ya da dolaptan çıkardığımız salçayı, annemizin yaptığı reçeli ekmeğe sürüp yediğimiz o anların lezzetini, pazar günleri ailece yapılan geleneksel kahvaltı, pişirilen sucuğun buram buram kokusu, gırgır şamata, bol muhabbet ve dahası…
Öğretmenin verdiği ödevi yapmak için komşu komşu gezip kaynak kitaplar aradığımız ya da şehir kütüphanesine gidip ses etmeyin, uyarılarına rağmen ufak tefek şeylere kaynayıp gülüştüğümüz o günleri, saçımız uzadığında gittiğimiz mahalle berberinde model seçme şansımız olmaksızın saçlarımızın kırık dökük makinalar ile canımız yansa bile belli ettirmeden sıfıra vurulmasını, bayramlarda topladığımız şeker ve fındıklarla oynadığımız çeşit çeşit oyunları, o sokakların toprak kokan lezzetini hiçbir zaman alamayacak, tadamayacak yeni nesiller, teknolojiye esir beyinler..
Keşke, hep çocuk kalabilsek!
Çocuk gibi düşünebilsek, isteyebilsek, anlayabilsek, sevebilsek… Saf temiz, karşılıksız, beklentisiz ama vazgeçmeden, ısrarcı ama sıkmadan, yorulsak da yormadan, değer vererek, kıymetini bilerek…
Çocukluğumuz farklıydı hepimizin, ben kendimi bildim bileli yaşam mücadelesi içinde oldum, ekmeğini küçük yaşlardan beri kendi kazanıp, biriktirip, biriktirdiğini hem ailesi hem kendi için harcayan, kazandığının kıymetini bilen bir çocuk oldum.
Bizim çocukluğumuzda şımarma şansınız yoktu pek, en azından bunu kendim için çok rahat söyleyebilirim, hele bir de beş çocuklu babası memur bir ailede dünyaya gelmişseniz bu şansınız otomatik olarak beşte bire inmekte hatta sıfırlanmakta. Üç erkek kardeş sonrası dünyaya gözlerinizi açmak demek mevcut giysileri giyecek, mevcut oyuncakları ve diğer araç gereçleri kullanacak son kişisinin siz olacağı anlamındaydı. Ben hiçbir zaman bu durumdan şikâyetçi olmadım, gerçi olsam bile mevcut durumun değişeceği yoktu.
“ İnsan paranın nasıl geldiğini anlayınca, kıymetini’ de o denli iyi biliyor, her bir kuruşuna daha bir önem veriyor.”
Ben çocuk yaşımda bunun farkına varmıştım ve biliyorum ki bu kazanımım bir ömür bana ışık tutacaktı.
Her şey para değildi elbet, yeni bir yaşam mücadelesinin ilk adımlarının başlangıç noktasıydı çocukluğumun her anı. Yeni insanlar farklı yüzler ve dahası. Lise son sınıfa kadar her yaz tatilinde birçok iş yerinde çalıştım, çok şükür hayatta para kazanmanın yanı sıra, birçok şeyi yaşayarak öğrenme fırsatım oldu.
Ve büyüdükçe keşkelerimin arttığının farkına vardım, büyüdükçe büyüyen dertler, sıkıntılar ve insanların ikiyüzlü alçak tavırlarını gördükçe keşke hep çocuk kalabilseydik demeden geçemiyor insan.
Her ne kadar çocukken çocuk olamasak da…
Belki hiç birimiz büyümemize engel olamazdık ama içimizdeki çocuğu ebediyen yaşatmak elimizde.
Biz Ne Güzel Çocuklardık!
Hakan PÜTÜN