Deli Ahmet’in Paraları \ Gürgün KARAMAN
Deli Ahmet’in Paraları
Kimi kimsesi yoktu. Hayatında bir defa evlenmişti. Evliliğinin ilk yılında eşi ölmüştü. Eşinin ölümüyle çok sarsılmıştı. O günden sonra da hiç evlenmemişti. Köyde herkes onu Deli Ahmet olarak çağırırdı. Köylüler “Eşinin ölümünden sonra gencecik yaşında deli oldu işte.” deyip dalga geçerlerdi. O ise bu söylentilerin hiçbirine kulak asmazdı. Köyde kimin bir sıkıntısı varsa hiç geri durmadan yardım ederdi. Köydeki fakir fukaranın babasıydı. Deli Ali, her yıl düzenli olarak yüz koyun beslerdi. Bu koyunlar kuzuladığında, kuzular için bir çoban tutardı. Koyunlarının çobanlığını da kendisi yapardı. İlkbahar, yaz derken sonbahar gelir, kuzular iyice büyür, satılacak duruma gelince de damızlık olanlarını ayırırdı. Geriye kalan tüm kuzuları da yaşlanmış koyunları da satardı. Yirmi yaşından atmış yaşına kadar hayatı sadece bundan ibaretti. Kırk yıl boyunca sadece bu işi yapıyordu. Köylüler de onun, sattığı bu kuzuların parasını ne yaptığını hep merak ediyordu. Sonbaharda kuzular satılmaya başlandığında, köye her gün en az beş on tüccar gelirdi. Tüccarlar köye girer girmez ilk önce Deli Ali’ye uğrarlardı. Çünkü onun kuzuları köyün en iyi kuzularıydı. Kim ondan kuzu satın almışsa, çok büyük oranda kâr ediyordu. Sadece kâr etmekle kalmıyorlar, o yıl zengin de oluyorlardı. “Deli Ali’nin kuzuları bereketlidir. Kim bu sene ondan kuzularını satın alırsa o zengin olur.” derlerdi. Hatta bu durumu Deli Ali’ye de söylerlerdi. O ise hiç oralı bile olmazdı. Köylüler de bu durumu biliyorlardı. Fakat o, her ne hikmetse köylülerden kimseye kuzularını satmazdı. Kuzu çobanını da kendi köyünden tutmazdı. Her yıl ortalama yüz koyun besliyordu, bu sayıda ne bir artma ne de bir azalma oluyordu. Fakat her tarafta konuşulan şuydu: Deli Ali sattığı kuzulardan elde ettiği parayı ne yapıyordu? Köylüler ne kadar araştırıp soruşturduysa da bunun cevabını bir türlü bulamamışlardı. Yine sonbahar gelmiş, herkes kuzularını satmaya başlamıştı. Deli Ali de o yıl besleyip büyüttüğü kuzularını satmış, parasını da saklamış, akşamı bekliyordu. Akşam ezanı okunmuştu. Namazını kıldıktan sonra o yıl tuttuğu kuzu çobanını yanına çağırırdı. Kimseye asla bahsetmeyeceğine dair yemin ettirdi. Her yıl tuttuğu bu kuzu çobanlarına şöyle yemin ettiriyordu: Önce abdest alıp gelmelerini söylüyor, sonra da duvarda asılı olan Kur’an’ı Kerim’i indiriyordu. Paraları sakladığı yerden çıkarıyordu. Çobana “Bu seneki kuzuların da iyi para etti. Bütün para senindir.” diyerek bundan kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el basıp yemin etmesini söylüyor ve tüm parayı kuzu çobanına veriyordu.