Her Seçim Bir İç Vazgeçiştir \ Eren YÜCEDAĞ

Her Seçim Bir İç Vazgeçiştir \ Eren YÜCEDAĞ

Her Seçim Bir İç Vazgeçiştir

Her seçim bir iç vazgeçişti aslına. Zamanla verdiğim kararların tümünden doğabilecek olumsuzluklar umurumda bile değildi, bir taraf seçmek zordu benim için, hani olur ya küçük bir çocuğun elindeki iki oyuncağı da bir başkasıyla paylaşmama isteği, işte tıpkı çocuklar gibiydim, vazgeçemez oldum. Verdiğim kararlardan neyin doğru neyin yanlış olduğunu hissedemez olmuştum.

Artık bir çıkmaza girmiştim, verdiğim tüm kararların oluşturduğu sonuçlar hayatımı etkilemekle kalmıyor, gittikçe daha ağır yükler yükleniyor üzerime ve hayatı tek elle tutmaya çalışmaktan yoruluyordum. Kaybettiklerim kazandıklarımı o kadar çok aşmış ki hissizleşmekten korkuyordum.

REKLAM ALANI

            İnsanlar neden düşünmeden bütün hayatını etkileyecek kadar büyük hatalar yaparlar, bu genelde âşık olurken daha fazla olur.  Tutkulu ve büyük aşkları öylesine tutkulu ve unutulmaz kılan yapılan hataların ve açılan yaraların derinliğinden midir?

 Hiç kapanmayacak yaralar açmaya koşar adım, seve seve giderken, yaraları kapatmaya gelirken neden hep bir kenara çekilir acılarımızı sanki zevk alırcasına sever oluruz? Yaşadığımız aşklar hayatlarımızı değiştiriyor, değişen hayatlarda yaptığımız hataları çoğaltıyordu. Aşklar olmasa, hatalar yapılmasa kim bilir nasıl yaşanırdı hayatlar.

            Beynimde bir şeylerin yanlış yapıldığının farkındaydım ama kendime hâkim olamıyordum. O kadar çok kaybetmişim ki hayatın beden aldıklarının yerine koymak için o kadar çok yıpratmışım ki kendimi kaybolan benliğimin farkına bile varamamışım.

Her güvensizliğin ardından kolayca kapar olmuşum yüreğimin sürgülerini, aldığım nefesin, attığım adımın hesabını sorar oluşum,  değer verdiğim, değer bildiğim güzel şeyleri kaybettiğimden bu yana kendimi tanıyamaz olmuşum…

 Başkalarına yetmeye çalışmaktan, başkalarını mutlu etmeye ve kırmamaya çalışmaktan kendimi değersizleştirir olmuşum. Yaşadığım süre boyunca hep merhametimin, iyiliğimin, saflığımın arkasında yürümüşüm. Kimseden bir şey beklemeden hep vermek olmuş amacım. Doğrunun bu olduğun sanmışım, yaşadığım yaşamadığım her şeyi içime atar olmuşum, benim onlara en iyisini yaşatmam gerektiğini düşünmüşüm.

Eğer olur da bir gün benimde bir şeyler istemeye yüzüm olsun diyerek, aslında güçlü olmak değildi amacım ama olmak zorundaydım yoksa bu kadar çetrefilli bir hayatla nasıl başa çıkabilirdim. Hayat, iyi insanların başına kötü şeyler, kötü insanların başına iyi şeyler getirirmiş geç fark ettim. Hiç kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde bunu bana sunulan bir görev olarak görmüşüm. Görevimin herkesi mutlu etmek olduğunu sanmışım, karşılıksız ve sebepsiz…

            Çünkü vicdanımı o zaman rahat ettirebilirdim. Ancak başkalarının da bana karşı görevleri olduğunu umursamamışım, karşımdakilerin eksikliklerini tamamlayayım derken bana karşı yapılan yanlışlarını göremez olmuşum, karşıdakilerin bana ne kattığına ve ne aldığıma bakmadan hep vermişim. Bana ben olma hissini nasıl da unutturmuşlar, gerçeği gören gözlerime, hissettiğim olumsuzluklara yanlışlara karşı haykırmak yerine içten içe sus demişim, herkes mutlu olsun huzurlu olsun diye kendimi paramparça etmişim.

Başkalarını dinlediğim kadar kendimi dinlememişim, kendime karşı tek bir iyi duygu bırakmamışım. Ön yargıların en büyük aktörü olmuşum. İnsanlar beni nasıl görmek istemişlerse, o şeklin içine rahatlıkla sokmuşlar. Hâlbuki insan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir, asıl görmesi gerekeni gözler göremez,  bilememişler. 

Tam toparladım diyorum kendimi, tamam düz yoldasın ilerle diyorum kendime, sonra bir bakıyorum bir anda değmiş insanlar, bir haberle her şey yok oluyor, her şey bitiyor, bir anda geriye sonsuz bir sessizlik ve çaresizlik kalıyor…

            En büyük sorunumuz üzülmeye, üzerine düşünmeye bile değmeyecek insanlara kalbimizin değmesidir. En büyük dostumuz gölgemizdir deriz bazen ama bilmeyiz ki o bile mecburiyetten yanımızdadır. Zordur insanoğlu, anlaşılmazdır. İnsanları anlamak kadar zor başka bir his yoktur. Zordur insanoğlu, dostunuzun, sevdiğinizin üzüntüsüne eşlik etmek kolaydır ancak onların başarısını kutlamak cesaret ve erdem ister. Biz ne zaman bu kadar duygusuz, hissiz ve bencil olduk bilmiyorum.

 İnsanlar kendi çıkarları uğruna herkesi ve her şeyi feda etmeye hazır bir halde tetikte öylece bekler durur, izahı yoktur bazen, bazen en anlamsız şeyde bile varabiliyor insan ulaşmak istediği sonuca. Zordur yaşam, ayakta durmak kolay ama erdemli yaşamak biraz cesaret ister. İnsanlar kötü, insanlar yalan, insanlar sahte ve kimse kimsenin mutluluğunu takdir edecek erdemde değil artık.

Hayatımızı bulunduğumuz ana göre değerlendirerek en büyük hatayı yapıyoruz. Bulunduğumuz o an mutluysak bundan sonra her şey o derece güzel ve iyi geçecek gibi düşünürüz ancak bir felaket geldiğinde başımıza bizde hiç şans olmadığından dem vurur dururuz. Bu işte bir yanlışlık olmalı, yaptığımız her işin, başladığımız her girişin bir sonu olduğuna önce kendimizi alıştırmalıyız.

İnsanların başına her zaman iyi şeyler gelecek değil ya. Bazen Allah bizlere dert verir ve bizi bu dertlerle sınar, vereceğimiz tepkilere, ya da şükürlerimize göre vereceklerini belirler, her zaman mutlu olmaz insan, her zaman iyi geçmez günler, geçseydi değeri kalmazdı yaşamın ve o zaman hiç bir şeyden tat alamazdık.

Öğrenilmesi gerek tüm insanların dürüst ve güvenilir olmadığının, her alçağa karşı bir kahraman, her düşmana karşı bir dost olduğunun. Her hatanın, her hile den daha şerefli olduğunu bilmek gerek ve yanlış olsa bile kendi fikirlerimize güvenebilmemiz gerektiğini öğrenmemiz gerek. Güvenip inandığımız, herkesin istisnasız bizi buna pişman edeceğini,  beynimizin, zekâmızın satılabileceği ancak kalbimizin, ruhumuzun, yüreğimizin asla satılığa konulmaması gerektiğini öğrenmeliyiz.

Ancak bazen yoruluyorum…

            Gerçekleri kendime kabul ettirmeye çalışırken, onu gizlerken ve sonra yüzleşirken, birilerinin de bana ihtiyacı olduğunu unutarak, kendim olduğumun farkına varmaya çalıştıkça, benim gibi nice nice insanlar olduğunu öğrendiğimden bu yana yorgunum. Derdim kimseyle değil, benim derdim içimdeki kendimle….

            Daha sonra kendimi başıboş bir köşede bir çocuk gibi ağlarken görüyorum. Kalk diyorum, bir daha kimselere bu kadar içten olamayacaksın, kimsenin seni üzmesine izin vermeyeceksin, kimseye kendine verdiğin değerden daha fazlasını vermeyeceksin, hayattan en çok kendine pay alacaksın, arta kalan olursa vereceksin dedim.

Çünkü her insan ölecek yaşta… 

Eren YÜCEDAĞ

  • Van- Kamu Görevlisi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.