Sadi Şirazi’nin Gülistan’ından Aşk ve Gençlik Üzerine Seçmeler
“Âşık olan genç, güzellikten sarhoştur;
Ama akıllı kişi bilir ki o da geçicidir.”
Gençlik, sabah vakti esen serin bir rüzgâr gibidir; gelir, ferahlık verir ve hemen ardından kaybolur. Ömrün en kıymetli zamanıdır ama en çabuk geçen çağdır. Sadi Şirazi bu hakikati şöyle dile getirir:“
Gençlik günleri rüzgâr gibi geçer,Onun ardından koşan ihtiyar dizlerinin bağı çözülür.”
İnsanın en diri, en ateşli çağında gönül aşkla yanar. Her bakış bir sevinç, her dokunuş bir sır taşır. Fakat aşk yalnızca gençliğin değil, her yaşın nasibidir.
Nitekim Sadi’nin anlattığı ihtiyar âşık, gözyaşlarıyla hâlâ sevdiğini anımsar. Yanındakiler “Bu yaşta aşk olur mu?” diye sorduğunda ise şu cevabı verir:“Gönül yaşlanmaz, ihtiyarlayan sadece bedendir.
”Aşkın olmadığı gün, ömrün hanesine yazılmaz. Çünkü sevda, insanı diri kılar, kalbe can verir:“
Bir gönül, sevgisiz bir gün geçirmişse,O gün ömürden sayılmaz.
”Sadi’ye göre, aşkla yanmayan kalp taş gibidir. İnsan sevgiyle yoğrulmadıkça, kuru bir dal gibi kurur. İşte bu yüzden gençlikte aşk bir armağandır, ihtiyarlıkta ise bir hatıradır. İkisi de gönlün aynasında baki kalır.