Söyle yalnızlık… \ Gazel YİĞİT

Söyle yalnızlık… \ Gazel YİĞİT

Söyle yalnızlık…

Kaç çöplüğün artıklarıyla büyüttün leğenindeki kara filizlerini. Benim bağrımda buğdaylar acı doğururken hangi matemin derinliklerinden topladın sen kirli nimetlerini. Cılız bir zamanın unutulmuş rüzgârları vururken hatıralarıma, bilindik bir koku yayıyorsun o kara günlerden çayırlarıma.

Başına buyruk sitemlerimle odun ateşinde demlenmiştin ikindi vakitlerinin son ışığında. Hurdalığa attığım hatıraların pasını süs yapmıştın kendine ölü evine giden yeni gelin misali. Sen, yalnızlık, nasıl da boğuyordun beni bir avuç bulanık suyunda.  Nasılda ruhuma çığ düşmüş gibiydi ılık buhranında nefes alışlarım. Sonsuzmuşsun gibi eziyordu beni ipsiz sapsız dokunuşların. Hiç bir şiirim ağırlığını taşıyamadı senden kirpiklerime doğru uzanan kıvılcım yükünün. Sessizliğin boyun damarlarıma sıkıca sarılmış eğiyordun beni dipsiz çukurunun karanlık dibine. Arsız bir uğultudan yayılırcasına kulağımdan yüreğime iniyordu acı iniltilerin. Ölüm döşeği gibiydi atmosferin telaşlı soğuk ve pişman.  Kansız bir kaç cümle gibiydi cılız harflerin derin ve umutsuz.

REKLAM ALANI

   Susma yalnızlık sessizliğini bozdum zaten baharın ilk rengi avucuma konarken. Konuşta aczini duysun kulağından yüreğine inene ihtiyacı olmayanlar. Duysun kalbine karanlığindan deste deste güller sunana. Duysunda utansın son kibritini mahfolmuş günlerin hatırasına harcayanlar. Ben senden uzaklara çizilen ihtiyarlığıma gidiyorum. Ve senden öğrendiklerimi gözyaşlarımın beşiği yapıp  ölümün cümbüşüne sunuyorum.

Her boyun büküşümde alnımda öpen bir serin umut taşıyorum kahrımın içinde.

Her karasına bir şiir yazdığım maviye karışmış yırtık  libasına bürünmüş sevgi bulutları var gökyüzümde.

Bitti dediğimde bile en kör karanlığının ortasında çırpındığım zorlu sınavlarım var vuslata giden yolumda

Ben benden eksilenlerden ibaretim

aslında.

Ben  kuşlara dağıttığım bir avuç buğday kadarım.

 Hüznümün cılız ışığında kağıtla kalemle  kendimi tamamlayıp kelimelere haps etmeye çalışan bir ruhsuz bedenim.

Ben çelişkilerin, bozgunların bostanında yetişen bir siyah renkli lalenin bile duygularıyla ağlayabilecek yalnız kalmışlığın altın rengini ruhuna nakş eden kelime terzisiyim.

Ben çoğu kişinin bakmaya bile cesaret edemediği bir devasa ateşten harman edip çıkardığım sevinçlere gülen deli şairim.      

   En son cümlemi asırlar önce söylemişim aslında. Bu yakarışlarım yalnızca yankısından kulağımda izi kalmış birkaç mısra.  Bu çağa ait olamamak ne kadar zor ise o kadar zor yüreğinin bir zaman diliminde bunca şiiri saklamaya çalışmak. Ve kendini satırlara dökme gayreti dahi meczup lekeler barındırıyor  satırlarımın fistanında.

   Ben diyorum. Ben dediğime bakmayın sakın. Benden öte olan benin peşinde tükettim aklımı. Ben dediğimde bir kafes dolusu sessiz yakarış rüzgara karısır. Ben derken kendini aramaya çıkmış tüm ruhlar satırlarıma sıkışır. Kendi nefsimle konuşurken  dilime yaşamadığım acılar bulaşır.

Kendimden bile azad olmak isterken yorgun bakışlarım onlarca terk edilmiş hissin barınağına dönüşür.

  Şimdi aradığım parçalarımın huzursuzluğunu alıp taşınıyorum bir

günden daha.  Arkamda ayaklarımdan damlayan hüznüm miras kalsın bastığım toprağa.

Gazel YİĞİT

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.