NURLU HATIRALAR (BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ ÖLÜM YILDÖNÜMÜ)
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini Ölüm Yıldönümünde Rahmetle Anıyoruz…
Yaşayan “son şahitler”den biri de 1941 Bolvadin doğumlu muhterem Ahmet Vehbi Ünlü Ağabeyimiz.
Bundan tam yirmi sene evvel (1998) gazetemize yaptığı bir ziyaret esnasında, kendi imkânlarıyla tâbettirmiş olduğu “Ha- tıralar” isimli kitabını imzalı şekilde bize hediye etti. Cenâb-ı Hak, ebeden razı olsun.
Tarihçe-i Hayat isimli eserin “Barla Bölümü”nde bu ağabeyimiz ve arkadaşlarının çocukluğuna dair lâtif bir bahis var. İfade aynen aşağıdaki gibidir.
* * *
HAŞİYE:
* * *
İşte, o mâsum çocuklardan biri olan Ahmet Vehbi Ünlü, “saff-ı evvel”den olan ağabeylerle birebir görüşerekten câlib-i dikkat bazı hatıraları dinleyip not etmiş.
Bir kitapçık hacmine erişen bu hatıraları 1997’de tâbettirerek kardeşlerine “Duâ hükmüne geçmesi” temennisiyle hediye olarak dağıtırken, onlardan biri de bize kısmet oldu.
Şimdi, söz konusu o “Hatıralar” isimli eserden derlediğimiz anekdotlardan bir demeti istifade nazarlarına takdim ediyoruz.
* * *
Molla Hamid’den naklen
Üstad Bediüzzaman: Esaretten evvel çok zındıkları titrettim. Şimdiki zındıklar “Said çökmüş, ihtiyarlamış…” demesinler diye, hep tıraş oluyorum.
* * *
Ahmed Feyzi Kul:
Deccal, Mehdi’nin ordusunu üç defa bölecek; ondan sonra bölemeyecek.
* * *
Abdullah Yeğin naklediyor
Üstad Bediüzzaman: Şimdiki mektepler üç şeyi ders veriyor.
BİR: Kendine güvenmek, yani enaniyeti kuvvetlendirmek.
İKİNCİSİ: Tenbellik.
ÜÇÜNCÜSÜ: Tecrübe. (Deneme-yanılma)
Bizim mesleğimizde bu üçü de yoktur.
* * *
Vanlı Molla Hamid:
Bir gün gelecek, “Keşke Risâle-i Nur Talebesinin arkadaşının arkadaşı olsaydım” denilecek.
* * *
Re’fet Barutçu naklediyor
1) 1935 Eskişehir Mahkemesinde, hâkim herkese teker teker ne iş yaptığını sorar. Sıra Üstad Bediüzzaman’a gelince, ayağa kalkarak ve şehâdet parmağını da kaldırarak “İmana hizmet” cevabını verdi.
3) 1948 Afyon Mahkemesi’nde Üstad Bediüzzaman: “Biz (5. Şuâ’da) Hadis-i Şerif’in mânâsını (tevil) izâh ettik; M. Kemal olduğunu söyleyen savcıdır” diyerek, savcıyı ilzâm etti.
4) Üstad’ın arkasında kılınan namazın hazzı bambaşkaydı. İlk tekbiri aldıklarında, adeta yer-gök sarsılırdı… Aman yâ Rabbî! O ne huşû, o munis sadâ idi…
* * *
Tasarrufu devam eden zatlardan biri olarak Latince “Hayatü’l-Harranî” diye yazılan ismin doğru yazılışı “Hayyâtü’l-Harranî”dir. “Hı-Xı” ile okunması gereken “Hayyât”, Arapça “Terzi” demektir: “Harranlı Terzi” mânâsındadır.