Serayi’nin Aşkı \ Gürgün KARAMAN
Serayi’nin Aşkı
Meczubane bir insandı. Hayatı boyunca hiç evlenmemişti. Ağabeyinin evinde yaşıyordu. Rengârenk elbiseler giyerdi. Her zaman elinde kısa bir sopayla gezerdi. Sürekli bahçede dolaşır, tavuklarla, kazlarla, hindilerle, kuzularla uğraşırdı. Hiç boş oturmazdı. Her zaman ayaktaydı. Gün boyu bir yerlere çömelip oturduğu çok nadir olurdu. Aşırı hareketliydi. Bir oraya, bir buraya hep bir koşuşturma halindeydi. Adımlarını çabuk çabuk atar, arada bir yere eğilir, yerde gördüğü çalı çırpıyı toplardı. Evdeki ve mahalledeki diğer çocuklar sürekli ona takılır, onunla şakalaşırlardı. Çocuklar bazen onu çok kızdırır, o da sopayı fırlata fırlata onları kovalardı. Çocukları da çok severdi. En büyük eğlencesi çocuklardı. Gün boyunca etrafında hiç çocuk eksik olmazdı. Mutlaka yanı başında devamlı bir iki çocuk olur, onlarla oynardı. Çocuklar, onunla şakalaşırken: “Serayi hala, seni evlendirelim mi?” Gülerek, utana sıkıla başını önüne eğer, sonra: “Kiminle evlendireceksiniz beni?” “Hasan’la.” “Ya, gerçekten mi?” “Gerçekten hala. Hacı Baba’ya da söyledik.” “Hacı abime söylemeyin, ayıptır.” diyerek kızardı. Hasan’ın kim olduğu bilinmiyordu. Çocuklar kafalarından uydurmuşlardı bu ismi. O ise sürekli Hasan’ı hayal ediyordu. Hasan onun hayali aşkı olmuştu. Bazen çocuklara Hasan’ın nasıl biri olduğunu anlatmalarını isterdi. Çocuklar da başlardı anlatmaya. Çocukların anlattığı Hasan ile onun hayalindeki Hasan birbirine uymadığında kızmaya başlar, çocuklara bağırarak: “Hasan öyle biri değil. Yalan söylüyorsunuz.” derdi. “Vallahi yalan söylemiyoruz hala.” “Beni mi kandıracaksınız veletler!” Çocukların Serayi halası bir gün hastalandı. Büyükler, çocuklar başına toplanmışlardı. Hacı abisi de yanı başındaydı. Serayi halanın durumu hiç iyi değildi. Doktorlar fazla yaşamayacağını söylemişlerdi. Hacı Abdullah, ölüm döşeğindeki bacısı, Serayi’nin kulaklarına eğildi: “Serayi, sen iyi ol kızım. Seni Hasan’la evlendireceğim, söz veriyorum.” Serayi hala tebessüm ederek: “Hacı abi, peygamberin torunu öleli çok oldu. Sen de mi çocuklara inandın?” Hacı Abdullah şok olmuştu. Gözlerinden yaşlar dökülmeye başlayınca çocuklar da ağlamaya başlamıştı. Yanı başında toplanan konu komşu, hısım akrabalar da ağlamaya başladılar. Aradan birkaç saat geçti. Serayi Hala ruhunu Allah’a teslim etti.