Toprağın Kalbinde Başlayan Hikâye / Merve Cüci
Doğum bir tohumdur, yaşam bir filiz, büyümek bir ağaç, ölümse toprağa yeniden kavuşmak… Ve aslında her son, yeni bir başlangıcın sessiz müjdesidir.
İnsan hayatı, toprağa bırakılan küçücük bir tohumla başlar aslında. Tohum, karanlık toprağın bağrına gizlenir; sessiz, derin ve bilinmez bir bekleyişin içinde. O an, tıpkı doğum gibi, hayatın ilk sırlarının saklandığı andır. Henüz göz açmamış bir bebek gibidir; karanlıkla aydınlık arasındaki sınırda, sessizliğin şefkatine bırakılmıştır.Bir gün gelir, tohum sabrı taşar ve çatlar. İçinden filiz doğar; ince, narin ama umut dolu. İşte insanın ilk adımları da böyle olur. Dünya henüz büyüktür, korkutucudur belki; ama kalp saf, bakış berrak, düşler sınırsızdır. Filiz gökyüzüne doğru uzanırken, insan da çocukluğunun masum elleriyle hayata tutunur.Sonra gövde kalınlaşır, dallar genişler, yapraklar yeşerir. İnsan büyür, serpilen bir fidan gibi dünyaya kök salar. Rüzgârlara karşı direnir, güneşe yüzünü döner. Sevdayı öğrenir, dostluğu tadar, emeğin teriyle bereket kazanır. Her yaprak, insanın ömründen bir sayfa gibidir; her mevsim yeni bir sınav, yeni bir hatıra… Ve ağacın gölgesi, başkalarına serinlik sunduğu gibi, insan da etrafına huzur ve merhamet taşır.Derken zaman ağır adımlarla yaklaşır. Yapraklar sararmaya, dallar yorgun düşmeye başlar. Gözler yavaş yavaş bu dünyadan doygunlukla çekilir. Tıpkı sonbaharda solan bir yaprak gibi, insan da hayata veda etmeye hazırlanır. Çürüme, aslında bir yok oluş değil; toprağa yeniden dönüşün adıdır. Çünkü her çürüyen yaprak, toprağa güç katar; her giden can, ardında yeni filizlerin doğmasına vesile olur.İnsan yaşamı da işte böyledir:Doğum bir tohumdur, yaşam bir filiz, büyümek bir ağaç, ölümse toprağa yeniden kavuşmak… Ve aslında her son, yeni bir başlangıcın sessiz müjdesidir.