Bir Baktım Ki Orada / Doğukan Topal

herenk.com

Günlerden nedir hatırlamam ama bilirim ki kıştır mevsimlerden. Küçük bir çocuğum daha 9-10 yaşlarında. Hatırlarım insanları az çok; yüzleri, sesleri hatta saçlarını bile hatırlarım. Bir kızdı hoşlandığım; beyaz tenli, sevimli ve de yaşlarımıza göre zeki. O an gördüm onun o güzel gençliğini. O güzel yüzünü görür olurdum her daim… Hatırlarım ki bir ders arasıydı. Mevsimlerden ilkbahardı. Bunu hatırlarım çünkü benim çoktan cevabını bildiğim soruları sana anlattırdım. Sana anlattırdım çünkü sana bakmak istiyordum. Saniyelerce belki de dakikalarca. Üstüne üslük bana sürpriz yapan o güneş; senin saçlarını, tenini aydınlatıyor ve de aynı güneş benim tenimi ısıtıyor. Dışarısı ise gayet canlı ama biraz esiyor. İşte bundan bilirim mevsimi, işte buradan hatırlarım mevsim ilkbahardır diye… Gittiğini hatırlarım bir sene sonra. Üzgündü biraz ama bilmiyordu ona olan sevgimi. Gitmişti ailesi ile birlikte o şehre, bilmeden gitmişti onunla ilgili güzel hayaller kurduğumu, gitmişti sevmediğim o denizi nerede bilinmez şehre. O şehir Ankara idi… Aradan yıllar geçti ama aklımın bir köşesinde hep o varmış ki hala hatırlarım o güzel günleri. Hatırlarım o güzel zamanları…

Çok komiktir ki hatırlarım seni gördüğüm günü. İlk defa konuştuğumuz günü. Günlerden Çarşamba, zamanlardan gece, yer ise Sarnıç Meydanı. Hatırlarım hangi grubun konseri vardır ve bilirim o zaman saçın nasıl yapılmıştır. Bilirim hepsini, hatırlarım hepsini… Seninle orada ilk defa aynı şarkıyı bağıra bağıra söyledik. Sonraki görüşüm seni halı sahada olmuştu. Orada bir şeyler içiyor muhabbet ediyorduk, sen daha çok bana bakıyor ben ise hayatı sorgulayan sorular ile kendimi elekten geçiriyordum… Üçüncü karşılaşmamız ise bir oyun salonunda oldu. Sen gayet normal bir şekilde mevsime uygun şort giymiştin lakin hemen yanında oturan iki insan senin genç vücudunu dik dik gözden geçirmekteydi. Ne yapayım? İnsanım bende. Hemen bunu fark ettiğim an da seninle yer değiştirmek istedim ve sen de durumun rahatsız edici olduğunu bildiğin için kabul ettin. İşte böyle filizlendi için de bana olan bir şeyler, işte böyle alevlendi bana olan o çocuksu sevgin… 9 ay sürdü seninle ilişkim ve sende bilirsin zordu günler ama çokta güzeldi (belki çocuktuk diye öyle geldi). Son 2-3 ayımız zaten biraz sorunlu geçmişti ama bilirsin ki anlamaya çok çalıştım seni. Çok güzel bir ilişkimiz oldu; yaşımıza göre olgun ve tutarlı. Belki arada çocuksa çıkışmalar oluyordu ama gayet normaldi, çocuktuk çünkü.

… Ve yine sana geldik. Benim ilk sevdiğim kız. Benim 8 yıl boyunca beynimin bir köşesine gömdüğüm kız. Yaşım 17 olmuştur ve sadece bir kız ile ilişkim olmuş. Yaşıma göre diğer arkadaşlarımın şu ana kadar ilişkisi oldukları kızları sayarsak (flörtler de dahil), kendimi çok toy buluyordum ilişki konularında. Lakin belirteyim; nasıl güzel sevmem gerektiğini de bilirim. Bunun için yakın arkadaşlarımdan birine çok teşekkür ederim ve de aileme. Bana nasıl ilişki içerisinde olmam ya da olmamam gerektiğini yaptıkları ve yapmadıklarıyla bilmiş oldum… Başlarda seninle arkadaş gibi konuştuk ve aylarca o şekilde vakit geçirdik. Bana her türlü sevgilini anlattın ve bunlar ile öğrendim seni. Bunlar ile anladım seni… İlk ben geldim senin yanına, o bahtsız şehir Ankara’ya. Orada seninle iki güzel ve uzun gün geçirdim. Hala aklımdadır senin yanımda akan ilk o göz yaşlarını. Nasıl unutabilirim o göz yaşlarını. Seni üzen her şeyi nasıl unutabilirim… Aradan aylar geçti ve mevsimlerden yaz oldu. Söylemiştin bana geleceğini ağustos ayında. Bekledim geleceğin günleri… Gelmiştin ilk buraya, hatırlar mısın bilmem ailen ile gelmiştin hem de. Haliyle merak etmişlerdi beni; kimdir, nedir, neyin nesidir… Bilemezler tabi. O gün dolaşa dolaşa gitmiştik İzban durağına. Seni Alsancak’a götürmüş ve orada birazcık dolaştıktan sonra kafeye oturtmuştum. Sen elimde ki kutuya yol boyunca takılmış ve ne olduğunu hala merak ediyor dururken, ben senin gözlerine baka kalmıştım. Tıpkı yıllar önce yaptığım gibi… En sonunda merakına yenik düşmüş ve sormaya başlamıştın ve de haliyle ben de daha fazla dayanamadım. Senin çok istediğin ve sosyal medya profilinde paylaştığın o kahve kupasını almıştım. Sen kızarmış ve ne diyeceğini bilemez vaziyette bana baktın lakin ben sadece sana bakmış, hiçbir şeyi düşünmek istemez bir vaziyette sana bakıyordum hala… Akşam çayına çağırmıştı annem seni, sende daha fazla vakit istermişçesine olur dedin. Ben sevindim bu duruma lakin bir parçam bana “hadi Doğukan ya şimdi ya da hiç” deyip gaza getiriyordu. Buna rağmen bekledim ve sonra ki günlere yaymak istedim bu sevincimi, bu neşemi ve de bu sevgimi. Bir kez daha geldin lakin bu sefer ailen ile bize geldin. Ailen ile ilgili canın sıkılmış bir şekilde girdin içeriye. Ben ise nar gibi kızarmış ve de heyecanımdan yanlış bir şey dersem diye bekliyordum. E tabi yılları sığdırdım içime, kim kolay der ki buna… Az zaman geçmiş aradan, seninle dışarda dolaşmak istemiştim. Az dolaştıktan sonra seni bir parka oturtmuş ve de yavaştan konuşmuştum. İçimde ki o parçam o muhabbet sırasında daha fazla dayanamamış olsa gerek ki 8 yıldır içime sıkıştırdığım o sevgimi sana kusma ihtiyacı duydum. Sen mutluluktan ağlamış ve de şaşırmış bir vaziyette bana baktın, sonra da düşünmem gerek dedin lakin beynim onu evet olarak algılamış ki mutluluğumdan zıplamaya başlamıştım… 3 gün sonra gelip bu işi yürütemeyeceğini, şıp sevdi bir insan olduğunu bu sebep ile de beni böyle bir olayda yıpratmak istemediğini söyledin lakin o sırada ne zaman ne de mesafe benim umurumda değildi. Her hafta sonu senin için gelebilirdim o lanet şehre. Sadece senin için… Bu olaydan 2 ay sonra yeni bir ilişkisi olmuş ve mutlu olduğunu izlemek ise bana kalmıştı.

REKLAM ALANI

Ah sen! Sen nasıl bir şeydin. Ne kadar güzeldin, ne kadar çocuksu, ne kadar zariftin… Sen inanılmaz bir şeydin. Sözcüklerim ile seni uçurmaya hatta yüceltmeye devam edebilirim lakin bunlar anlatmaya yetmezdi seni. Bir yerden başlayıp anlatmam gerekirse eğer, sanırım 3 yıl öncesine dönmem gerekir… Sen beni zikretmiş ve bende seni. Sen bana bakmıştın. Lakin ben o sıralar aklım. Başka yerlerde olduğu için ne merakım vardı ne de ilgim. Yıllar bizi ayırmadı ya, hep dolandık misilleme bir şekilde birbirimizin etrafında. Geldim seni sevdiğim yere. Bir Kasım akşamıydı, hatta Kasımın sonuydu sanki. Ben arkadaşlarımın zoruyla gelmiş olduğum o kafede sadece muhabbeti dinlemeye çalışırken bir şey takılmıştı gözüme. Güneşe bakarmışçasına kör eden bir aydınlıktın… Hayatımda ilk defa bir kızı gözlerimle süzmüştüm. Saniyelerce olsa harika olurdu belki standart bir bakmak denebilirdi benim yaptığıma lakin sorun da o ya, ben sana dakikalarca bakmıştım… İlerleyen günlerde oturduğum arkadaşıma sana baktığımı söyledim ve o da bana senin yıllar önce ismini zikrettiğim o kız olduğunu söyledi. Ben bir geri çekildim başta lakin bu beni durduramadı… Belli bir süre sonrasında seninle tanıştırıldık ve konuşmaya başladık. Muhabbetimiz güzel ve derindi. Sana her baktığımda gördüğüm o ışıltı adeta kör ediyordu beni. Sanırım o ışıktı seni zifiri karanlıkta görmemi sağlayan, ne dersin? O ışığın körlüğü gerçekti ve işte olanlar; aldatıldım, benimle başkasını aldattı, bana yalanlar söyledi (ki kendisi sevmezmiş), son 2 ay boyunca beni oyaladığını öğrendim, güvenimi suistimal etti… Kısaca benim için aşık olmanın ne olduğunu öğrendim. Aynı zamanda ne kadar tehlikeli ve dengesiz olduğunu. Senden bilmesem de olurdu.

Anlamaya başlamış oldum artık; bu 3 kadının hayatımdaki yerini. 8 sene aklıma sığdırdım birinizi, diğerinizi aylara sığdırdım lakin birinizi ise yıllara sığdırmak istedim.  Benim hatam ise buydu. Sen benim aşkım, ben sana fazlasını verdim ve sen yaptıklarımı görmek istemedin… Peki ya senin için? Sadece kafenin birinde yaptığım bir kibarlık senin benden 9 ay boyunca hoşlanmanı sağladı. Bunun sonunda ise kendimi senin, beni sevdiğini düşünerek motive etmeye özen gösterdim ve elbette sonuç başarısız lakin bana hoşlanma duygusunun uçuculuğunu göstermiş oldu. Seni ise bayan kör eden, seni başkasına vermek üzere olan duru sevgim ile hayatıma aldım ve aşık olmuş oldum… İkinizin de ortak bir noktası vardı; ikiniz de hep bana onun ismini anıyor, onun benim zayıf noktam olduğunu düşünerekten onun adını kullanarak beni kırıyordunuz. Çünkü sizde biliyordunuz, sizi onun gibi sevemeyeceğimi, ona baktığım kadar güzel bakamayacağımı, ona sunduklarımı size sunamayacağımı…  Sen benim için hayatın içinde ki legatosun, sen bana gürleyen bir dizi fortesin. Sen benim hayatımda öğrendiğim ilk senfonisin ve de hep öyle kalacaksın…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Radyodaki Cinler \ Gürgün KARAMAN - 6 Temmuz 2021 12:07
Yanan Sakal \ Gürgün KARAMAN - 26 Haziran 2021 12:04
Muskacı \ Gürgün KARAMAN - 6 Haziran 2021 12:04
Bitmeyen Rüyalar \ Gürgün KARAMAN - 26 Mayıs 2021 12:02
Emanet \ Gürgün KARAMAN - 16 Mayıs 2021 12:02
Varyemez Nine (!) \ Gürgün KARAMAN - 6 Mayıs 2021 12:00
Bingol Şewti! \ Gürgün KARAMAN - 26 Nisan 2021 11:58
Vefa \ Gürgün KARAMAN - 6 Nisan 2021 11:58
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.