Bitmeyen Rüyalar \ Gürgün KARAMAN

Bitmeyen Rüyalar \ Gürgün KARAMAN

Bitmeyen Rüyalar
Yaşı epey ilerlemişti. Oldukça kiloluydu. Gözleri görmeyecek derecede zayıflamıştı. Yüzü olabildiğine tombul, burnu ufacıktı. Geleneksel giyimini hiç terk etmemişti. Rengârenk fistanları, yazmaları, kuşakları; madeni paralarla, gümüş pullarla süslü cıngılları, başlıkları vardı. Fistanlarını giyer, kuşağını bağlar, başını bir güzel süslerdi. Her zaman mutlaka cebinde şekerlemeler, güzel kokular, birilerine hediye vereceği bir şeyler bulundururdu. Özellikle çocukları çok severdi. Bir çocuğu gördü mü hemen yanına çağırır, ya şeker ya koku ya da para verirdi. Köyün sağ tarafında büyük bir tepe, bu tepenin tam üstünde yapılmış, içinde Bilal Baba dedikleri bir zatın yaşadığına inandıkları büyük bir türbe vardı. Buraya “Bilal Baba Ziyareti” deniliyordu. Bu ziyaret yerinin kutsal olduğuna inanılırdı. Hasta olanlar, çocuğu olmayanlar, zengin olmak isteyenler, burayı duyan, bilen herkes derdine bir derman bulmak için ziyaret etmeye gelirdi. Buraya adaklar adar, kurbanlar keser, dileklerinin yerine gelmesi için dua ederlerdi. Gözel Teyze diyorlardı kendisine. Büyük oğlunun yanında kalıyordu. Eşi yıllar önce vefat etmişti. Oğlu, gözlerinin tedavisi için birçok doktora götürmüştü. Fakat doktorlar yaşının çok ilerlediğini, bu nedenle herhangi bir tedavinin, yapılacak bir şeyin mümkün olmadığını söylüyorlardı. O ise sürekli oğlunu sıkıştırıyor, kendisini daha iyi doktorlara götürüp gözlerinin tedavi edilmesini istiyordu. Çaresiz, oğlu da doktorların söylediklerini kendisine anlatmak zorunda kalmıştı. O günden sonra da içine çok kapanmıştı. Herkesle sohbet eden, şakalaşan, çocukları gördü mü mutluluktan uçan, onlara çeşitli hediyeler veren Gözel Teyze gitmiş; yerine suskun, mutsuz, içe kapanık, kimseyle fazla konuşmayan biri gelmişti. Bir gün oğluna ve gelinine, gece bir rüya gördüğünü anlattı. Rüyasında Bilal Baba’nın kendisini türbe ziyaretine davet ettiğini, adak adamasını, adağını ziyaret yerinde kesmesini, kestiği adak kurbanının bütün etini de fakir fukaraya dağıtmasını istediğini anlattı. Bunları yapması halinde gözlerinin biraz daha iyi göreceğini, Bilal Baba’nın, rüyada ona bunun için söz verdiğini de özellikle vurgulayarak anlattı. Oğlu bu tür şeylere hiç inanmazdı. Hatta bunların batıl inançlar, hurafeler olduğunu söylerdi. Anacağını kırmayarak isteğini yerine getirdi. Ertesi gün adak kurbanı kesmek, dua etmek üzere Bilal Baba türbesinin bulunduğu ziyaret yerine gittiler. Oğlu ilk defa buraya gelmişti. Ziyaret yerini gelip görenler burayı ballandıra ballandıra anlatıyorlardı. Burası yemyeşildi. Etrafı duvarla çevrelenmiş, koruma altına alınmıştı. Türbe yeşil renge boyanmış, çevredeki yeşillikle uyumlu görünüyordu. Türbenin sağ tarafında çeşmeler, çeşmelerin olduğu yerde küçük bir mescit vardı. Bahçesine, gelip gidenlerin dinlenmesi için oturma bankları monte edilmiş, kamelyalar yapılmıştı. Şehirden uzak bir yerdi. Ağaçlarla kaplı bu alana girildiğinde insana bir huzur çöküyordu. Arabaların motor, korna seslerinin; görüntü ve ses kirliliğinin olmadığı bu alan, insana bir ruh dinginliği bahşediyordu. Öğle üzeri vardıkları ziyaret yerinde adak kurbanlarını kestiler. Gözel Teyze, gelini, oğlu türbede dualarını ederek akşamüstü evlerine döndüler. Kurban etini de mahalledeki yoksul insanlara dağıttılar. Aradan beş altı ay geçmişti. Gözel Teyze, gözlerinin eskiye göre biraz daha iyi gördüğünü söyledi. Bunun da Bilal Baba ziyareti sayesinde olduğunu belirtiyordu. Yine bir gün oğluna rüya gördüğünü, bu rüyanın da ilk gördüğü rüyanın aynısı olduğunu söyledi. Bilal Baba Türbesini ziyaret etmek, kurban kesmek, dua etmek… Oğlu da yine anacığını kırmayarak onun isteğini yerine getirdi. Biraz zaman geçtikten sonra Gözel Teyze yine gözlerinin biraz daha iyi gördüğünü söylemeye başladı. Oğlu ise önceleri buna inanmıyordu. Belki de doğru söylüyordur diyerek annesini göz muayenesi yapmak üzere doktora götürdü. Yapılan muayene sonucunda doktorlar, gerçekten de gözlerinde az bir iyileşme olduğunu belirttiler. Bu iyileşmenin de verilen ilaçlarla olduğunu dile getirdiler. Oğlu, durumu açıkladığı halde Gözel Teyze “Bilal Baba sayesindedir!” diyordu. O günden sonra Gözel Teyze’nin gözlerinde fazla bir iyileşme olmadı. Ama etrafını seçebiliyor, gördüklerini tanıyabiliyor, kendi işlerini kendisi halledebiliyordu. Ne zaman canı sıkılsa, bunalsa sabah kalkar, oğluna rüyasında Bilal Baba’yı gördüğünü, türbeyi ziyaret edip kurban keserek dua etmeleri gerektiğini söylüyordu. Bu olay yılda en az iki üç defa gerçekleşiyordu. Oğlu da her seferinde onun bu isteğini yerine getiriyordu. Her ziyaret dönüşünde de gözlerinin biraz daha iyi gördüğünü söylüyordu.

***

Gözel Teyze doksan yaşını aşmıştı. Gözleri iyice kapanmıştı. Neredeyse hiç görmeyecek duruma gelmişti. Bir gün oğlu ona: “Anacağım, senin bu rüyaların da hiç bitmiyor” dedi. “Bitmez oğlum, bitmez. Ben ancak öldükten sonra biter.” Gözel Teyze rahmetli oluncaya kadar bu rüyaları gördüğünü söyledi.

REKLAM ALANI
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.