Cibril Dede’nin Günlükleri \ Gürgün KARAMAN
Cibril Dede’nin Günlükleri
Hafif esmer tenliydi. Tespih, yüzük, saat gibi eski antika eşyaları çok severdi. Sağ elinin orta parmağında yeşil yüzüğü hiç eksik olmazdı. Bu yüzük gümüş, taşı da yeşim taşıydı. Lacivert rengi çok sevdiğinden olsa gerek, sıklıkla lacivert renkli elbiseler giyerdi. Giyimi genelde beyaz gömlek, gömleğin üstüne “V” yaka kollu süveter ya da muhtar yeleği denilen yelek, bunların da üzerine ceket giyerdi. Köçek saatini, ceketin altına giydiği yeleğin sol cebine koyar, bu saatin zinciri yeleğin üzerinde hilal şeklinde aşağı doğru biraz sarkar, saat hemen göze çarpardı. Ara sıra saate bakmak için elini saate uzatır, saati kontrol ettikten sonra tekrar yeleğin cebine itinayla koyardı. Ara sıra köçek saatinin bakımını da kendisi yapardı. Yanında devamlı güzel kokular bulundurmayı severdi. Küçük, koku şişesini çıkarır, yanındakilere de ikram ederdi. El becerileri çok üst düzeyde olan bir insandı. Tamir edemeyeceği hiçbir şey yoktu. Tamirat yapmak için gerekli araç gereçlerin çoğuna sahipti. Herkes onun bu maharetlerini konuşurdu. Aynı zamanda çok iyi bir duvar ustasıydı. Kendi ev işlerini genellikle kendisi yapardı. Evdeki kapı, pencere, çatı gibi şeylerin tüm tamiratı onun elinden geçerdi.
***
Cibril Dede medrese eğitimi almış, ilkokulu bitirmiş; eğitimli, kültürlü bir insandı. Akrabaları arasında eğitim seviyesi en iyi olan oydu. Beş vakit namazını kılar, ramazan orucunu, muharrem orucunu tutmakla yetinmez, üç aylarda bile oruç tutardı. Çok tutumluydu. İsraftan nefret ederdi. Hali vakti yerinde, zengin bir insandı. Altı oğlu, iki kızı vardı. Kimisini okutmuş, kimisini evlendirmiş, hepsini şöyle ya da böyle hayata hazırlamıştı. Gençlere sürekli nasihatler edip, onlara tecrübelerini aktaramaya çalışırdı. Çok temiz, düzenli, şık giyinirdi. Bulunduğu her ortamda da başındaki yeşil kalın başlığı ve bu güzel giyimiyle hemen göze çarpardı. Düğün, davet, taziye gibi ortamlarda kültürel, tarihi, dini konuşmalar yaparak çevresindeki insanlara bilgi sunmaya çalışırdı. Bilginin farkında olanlar, ona değer verip can kulağı ile dinleyenler genelde az olurdu. Farkında olmayanlar ise bir taraftan onun bu bilginliğini, kültürünü kıskanır, arkasından dedikodu yaparlardı. İnsanlarla sohbet etmeyi çok severdi fakat herkese de gönlünü açmazdı.
***
Kitaplığında Kur’an-ı Kerimler, birkaç tane tarihi kitap, İslam âlimlerine ait risaleler vardı. Kitaplığının en nadide, en kıymetli eserleri ise kendi günlükleriydi. Cibril Dede, her yılbaşında Ragıp Takvimi denilen cep ajandası şeklindeki takvimi alırdı. Bu takvim küçük bir cep kitapçığı gibiydi. Oldukça kalındı. Ek sayfalarla birlikte 365 sayfadan fazlaydı. Mavi, siyah, gri renklerde plastik kapaklı, dikişli takvimlerdi. İçinde birçok bilgi bulunduran mini bir arşiv gibiydi. Bu takvimi genellikle yaşlılar kullanırdı. İçinde dini, milli bayramlar; il ve ilçelerle bunlara ait bilgiler, araç plakaları, haritalar vb. daha birçok bilgi bulunurdu. Bu takvimin en çok dikkat çeken özelliği hava olaylarını içermesiydi. Zemheri, kırlangıç fırtınaları, newruz gibi hava durumundaki köklü değişimlerin olduğu zamanları belirtirdi. Bu konuda meteorolojiden daha güvenilir bir bilgi kaynağıydı. İlk defa 1920 yılında yayınlanmış, Anadolu’muzda da çok revaçtaydı. Okuma yazması olan herkes bu takvimden mutlaka alırdı. Cibril Dede aldığı bu takvimle hem bilgisini arttırıyor hem kültürünü geliştirip tazeliyor hem de bu takvime, yaşanan önemli olayları kaydediyordu. Hayatı boyunca aldığı bu takvimleri arşivlemiş, salonundaki küçük kitaplığının en üst rafına yığmıştı. Kitaplığa bakar bakmaz küçük, üst üste konulmuş, farklı renklerdeki bu takvimler hemen fark edilirdi. Her yılbaşında aldığı bu takvimi sürekli cebinde taşırdı. Takvime bir tane lastiği enine, bir tane lastiği de dikine geçirirdi. Takvimin zarar görmemesi için bunu yaptığını söylerdi. Evine gelen misafirlerle sohbet ederken, herhangi bir ortamda yapılan bir konuşma esnasında yanlış, anlaşılmayan, unutulan, hatırlanmayan bir bilgi oldu mu hemen takvimini çıkarır, doğru bilgiye ulaşıp adeta bir sunum yapardı. Bu takvimine önemli her olayı not ederdi. Ölüm, doğum, hastalık, önemli günlük meselelerin hepsini yazardı. 24 Kasım 1976: Amcaoğlum Mehmet’in eşi Cemile doğum yaptı. Bir oğlu oldu. 16 Mart 1988: Saddam Hüseyin Halepçe’de katliam yaptı. Zehirli gazlarla insanları öldürdü. Bu zehirli gazlar bizim memlekete de ulaşır diye evleri naylonlarla sardık. 31 Ekim 1989: Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu. 5 Eylül 2001: Rıza oğlu Mehmet Karaman bugün vefat etti. Allah rahmet eylesin. 21 Aralık: Zemheri soğukları bugün başladı. Cibril Dede vefat edeceği yıla kadar bu takvimini hiç terk etmedi. Yıllarca yazdığı, koruyup arşiv haline getirdiği bu takvimler birer başvuru kaynağıydı. Vefat ettikten iki yıl sonra evinde nasıl gerçekleştiği bilinmeyen bir yangında bu takvimler kurtarılamadı. Hepsi yanıp kül olmuştu. Bir tarih yanmıştı.