Batan Eşek \ Gürgün Karaman

Batan Eşek \ Gürgün Karaman

Batan Eşek
Yaylalar yemyeşildi baharda. Her tarafta boy vermiş otlar, rengârenk, mis gibi kokan çiçekler, çağıldayan dereler, pınarlardan fışkıran sular… Etrafta uçan kuşlar, kelebekler, böcekler… Yer yer karlarla kaplı dağlar… Köylülerin en büyük geçim kaynağı hayvancılıktı. Kış mevsimi bittiğinde ilkbaharda, nisan ayından itibaren köylüler hayvanlarını yaylalara çıkarırlardı. Geçimini hayvancılıkla sağlayan köylüler için yayla vakti gelmişti. Yaylalara çıkmak zor işti. Arabaların, sarp yokuşları aşarak, çamurlu ve batağa dönmüş yollardan yaylara çıkması mümkün değildi. Köylüler de çadırlarını, diğer ihtiyaçlarını eşeklerin, atların, öküzlerin sırtına yükleyip yaylaya çıkardı. Bu yolculuk, sabah namazıyla başlar; yolun, havanın durumuna göre akşam namazına ya da yatsı namazına kadar sürerdi. Akşamüstü herkes kendi bölgesine varır, hemen çadırını kurardı. Musa Amca da çadırını sıska eşeğinin sırtına yükleyip yola çıkmıştı. Yayla yolu sarp yokuşlardan, derelerden, yer yer sulak yeşilliklerin bulunduğu alanlardan geçiyordu. Karlar eridiği için kar suları yeşillikleri kaplıyor, bazı yerlerde de geniş ve büyük bataklıklar meydana geliyordu. Sarp yokuşlar bitmişti. Yol, bir çayırın içinden geçiyordu. Çayır olabildiğine sulak ve yemyeşildi. Musa Amca, koyunları önüne katmış sürüyordu. Yularını sıkıca kavradığı eşeği de arkasından sürüklüyordu. Koyunlar, sulak çayırda ayakları bata çıka ilerliyordu. Bazıları batıyor, Musa Amca da elini uzatıp onları kaldırıyordu. Kendisi de batmamak için ayaklarını çayırın üstündeki tümsek halindeki çimlere basarak yürüyordu. Koyunların tamamı kuru alana çıkmıştı. Kendisinin de kuru alana çıkmasına birkaç adım kalmıştı ki yüklü, sıska eşeği arkasında batmaya başladı. Zavallı hayvan, sırtındaki yükle batmamak için çırpınıyordu. Çırpındıkça daha da batıyordu. Musa Amca da eşeğin boynuna takılı, elindeki yularla hayvanı var gücüyle çekip kurtarmaya çalışıyordu. Eşeğin batmaması için çırpınıyordu ama nafile. Eşeği, sırtındaki yükle birlikte bu bataklıktan çıkarmak mümkün değildi. Sıska hayvan öyle batmıştı ki dışarda sadece kafası ve sırtı kalmıştı. Musa Amca, eşeğin yularını elinden bırakmıyordu. Çaresiz kalınca bir iki adım atarak kuru alana çıktı. Kara kara düşünmeye başladı. Koyun sürüsü de yayıla yayıla ilerliyordu. Aralarındaki mesafe gittikçe açılıyor, koyunlar kendisinden uzaklaşıyordu. Eşeğin sırtındaki yükü çekerek kuru alana taşıdı. Onu, bataklıktan çıkarmak için epey uğraştı fakat yine başaramadı. Bir taraftan yularını bırakmadığı batan eşeğine, diğer taraftan kendisinden uzaklaşmaya başlayan koyunlarına bakıyordu. Ne yapacağını şaşırmıştı. Aklı durmuştu adeta. Koyunlar tamamen gözden kayboldular. Karanlık çökmüş, vakit epey ilerlemişti. Musa Amca, yularını tuttuğu eşeğinin başında hâlâ bekliyordu. Gece boyunca öylece beklediler, bir Musa Amca nefes aldı; bir sıska eşek… Sessizce, sakince sadece nefes aldılar. Sabah güneşi doğmuştu. O, hâlâ bekliyordu. Koyunları da unutmuştu kendi adını unuttuğu gibi.

Gürgün Karaman \ Kofi öykü kitabından

REKLAM ALANI
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.