Kuduz Ali \ Gürgün Karaman
Kuduz Ali
Kendisine kuduz lakabı takılmıştı. İlçede ‘Ali’ ismi çok yaygındı. Ali adı geçtiğinde, hangi Ali sorusu da sorulurdu. Mevsimlerden sonbahar. Aylardan kasım, günlerden cuma. Akşam iş çıkışında Ali, evin bulunduğu sokaktan geçerken komşularının köpeğinin saldırısına uğramıştı. Köpek, bahçede sürekli zincirle bağlıydı. Zincirden serbest bırakılmazdı. Öyle bir hırçındı ki gördüğü her şeye havlar, zinciri var gücüyle koparmaya çalışırdı. Köpek, sokaktan geçerken Ali’yi fark etmişti. Havlamaya, zinciri koparmak için zincire tüm gücüyle asılmaya başlamıştı. Adımlarını sıklaştırdı. Köpek, zinciri koparıp son sürat ona doğru geliyordu. Ali kaçmaya başladı. Çevredekiler de durumu görmüş, ona yardıma koşmuşlardı. Can havliyle koşuyor; bir taraftan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Köpek kendisine yetişip bir ısırık vurmuştu ama çok derin bir ısırık değildi. Çevredekiler de hızlı hareket edip köpeği savuşturmuş, Ali’yi kurtarmışlardı. Her türlü ihtimale karşı hemen hastaneye götürdüler. Doktorlar yarayı sardıktan sonra bir de kuduz aşısı yaptılar. Komşuları, Ali’yi alıp evine getirdiler. Bu saldırıdan sonra on gün geçmemişti ki kendisine saldıran köpek ölmüştü. Ali’ye ise bir şey olmamıştı. Herkes, köpeğin neden öldüğünü merak etmeye başlamıştı. Ali’yi, köpek ısırmıştı. Kendisine kuduz aşısı yapılmıştı. Kuduz olma tehlikesi yoktu. Ama köpek neden ölmüştü acaba? Mahallede şöyle bir dedikodu dolaşmaya başladı: “Ali’nin değil, köpeğin aşıya ihtiyacı vardı. Çünkü Ali kuduz olduğu için köpek kuduz olup ölmüştü.” Bu olaydan sonra herkes Ali’ye “Kuduz Ali” demeye başladı. Lakabı artık buydu.
Gürgün Karaman \ Kofi öykü kitabından