NEYİ BEKLİYORUZ? / Mehmet Turhan
Tarih bizi bekliyor… Ümmet bizi bekliyor… Mazlumlar,mağdurlar,yetimler,ezilenler bizi bekliyor. Peki ey Müslüman sen neyi bekliyorsun?
“Tarih tekerrürden ibarettir”. Bunun gerçekleşmesi kimi zaman hemen, kimi zaman ise uzun zaman alır. Hiçbirşey yapmamaktan bir şeyler karşısında,bir dava uğrunda hardal tanesi kadar dahi gayret sarfetmek amaca ulaşmak için atılan en büyük adımdır. Batının bizi mezheplerle,meşreplerle,ırklarla bölmesine izin vermemek ise bizim elimizde. Neden bölmesine izin veriyoruz?… Niçin sürekli bakış açımızı “din kardeşi “olarak, ehli kıble tekfir edilmez karşışında birleşmiyor?… İşte sıkıntılarımızın temelinde yatan iki temel şey bu. Ne meşreplerle, ne mezhepsel farklılıklarla bölünmemiz gerekiyor. Neden aynı kıbleye dönen, İslam olup Allahın varlığını ve birliğini,Rasulullah (s.a.v) Efendimizin onun kulu ve elçisi olduğunu dil ile ikrar edip kalp ile de tasdik edenler arasındaki fikir ayrılıklarıyla sürekli uğraşıyoruz?… Farkında değiliz ama yanlış yapıyoruz. Şii-sünni, Türk- Arap vb çatışmasını en çok isteyen Müslümanlar değil,Batı’dır. Niçin Batı’nın oyununa geliyoruz? Neden takip ettiklerimizin sözlerini yada onların o noktadaki görüş ve düşüncelerini mutlak doğru olarak kabul ediyoruz?… “Biz Allah ve Rasulünün söylediği her şeyi mutlak doğru olarak kabul etmeden” bir beşerin sözünü mutlak doğru olarak kabul edemeyiz. Ettiğimiz için İslam dünyası darmadağın vaziyette. Mısı’ da biri çıkıp farklı serzenişlerde bulunuyor,İran’da birileri farklı serzenişlerde,Türkiye’de birileri farklı mütalaalarda bulunuyor. Allah ve Rasulü birleşmemiz gereken temel nokta değil midir? Evet derler kimileri… fakat bunu fiiliyata dökemezler. Konuşurlar,konuşurlar lafta kalır her şey. Önemli olan lafta kalması mıdır? yoksa fiiliyata dökülmesi midir? Elbette fiiliyata dökülmesidir. “Söyleyeceğiz fakat onu tatbik de edeceğiz”. Tatbik edilmeden söylenen şeylerin insanlarda bir geçerliliği de kalmıyor. Geçerliliği kalmamasıyla birlikte güven de yerle bir oluyor.
Bugün görüyoruz ki mezhep ve farklı fikirleri göz önünde bulundurmadan, “sırf Müslüman kardeşimiz” olduğu için ve “söz konusu da İslam” olduğu için Azerbaycan’ın haklı davasında kâfire karşı birleşebiliyoruz. Hâlâ neden anlamak istemiyor bağzıları… Isıtıp ısıtıp Müslümanların önüne fitne ve tefrika tohumları ekiyor. Biz neden buna izin veriyoruz?
Muhterem kardeşim! Bütün bunlar gerek farkında olmadan gerekse de kasıtlı yapılan işler. Bütün bunlar Müslümanların bir ümmet adı altında tek bir devlet olmasına engel teşkil ediyor. Peki suan yapmamız gereken nedir? Yapılması gereken bütün bu ayrılıkları bertaraf edip “bir Ümmet ve Bir Devlet” olmaktır. Bir sonraki yazımda bunun nasıl gerçekleşmesi gerektiğini,temelinin nasıl ve ne şekilde atılması ,tarihten aldığımız ilhamla (vahiy manasında kullanılmamıştır) ortaya koymaya çalışacagım. Unutmayalım ki “Bir Ümmet ve Bir Millet” olursa Müslümanlar ehl-i küfre ve kafire karşı ayakları daha sağlam basacaktır. Mezhepsel,meşrepsel ve ırksal ayrılıkları sürekli dile getirmekle değil… İslam bize ayrılıp parçalanmamızı değil yek vücut olup mücadele etmemizi istiyor. Ayetle sabit olan “Allahın ipine sımsıkı sarılın,bölünüp parçalanmayın” serzenişi bizim bu hayırlı birlikteliğe atacağımız adımın en önemli noktası olmalıdır. Bu temenniler ile hepinizi Allaha emanet ediyor, Rasulullah’ın (s.a.v) yolundan ayrılmamanız için her bir okuruma temennilerde bulunuyorum.
Sağlıcakla kalın.
MEHMET TURHAN