Kim Bilir Kaç Kez \ Mine Atar
….
Ve hepsi kısa bir ömrün tüm sabahlarından daha uzun gelecek o yatağa. Sen kokan, sen ısıtan bir hayal saracak yüreğimi…Ucundan kıyısından her sabah tadına doyamadığım… Hani çocukken evin küçüğü olmanın en güzel yanı buydu sanki… sabahları fırına gittiğimizde sıcak, mis gibi ekmek kokusu yayılırdı içimize. Gazeteye sarıp kucağımızı tutuştururken sabrımızın sınırlarını zorlardı midemizin gürültüsü… Daha yolu yarılamadan, ucundan kıyısından kıtır yerlerinden kemirmeye başlardık hiç doymayacak gibi… İşte tam da böyle sevgili, bu yürek uykuda bile seni sever, taze sıcak bir somun ekmeği sever gibi…Bak aylar olmuş seni görmeyeli. Allah bilir ben uyurken gönlüm seni kaç kez diledi. Kaç kez bana sitem etti. Kaç kez o ezberlediği bakışı bekledi…İşte tam da böyle, kollarıma aldığım kucak dolusu çocukluğum gelir sen aklıma düşünce…
Bazen de tozlanmış raflarda bekleyen kitaplar gibi
İçinde geçmişten seslenen ne şiirler, ne mitler, ne hikayeler gizli
Keşke hepsini okuyacak bir ömrüm olsaydı da daha çok anlatabilseydim satırlarda seni… Bazen de en karanlık madenlere girmekten çekinmeyen
Gözü yüzünden kara, korkusuz işçiler misali
Çıkarırdım bir ömür yıllık saklanmış hayal denilen mücevherleri
Yüz yıllık diyecek değilim ya
Yaşımdan bakarım
Yaşım kadardır ömür dediğim
Şu müşkülpesent düşlerim…
Bazen derim ya çok yoruldum
Sonra yorgunluk derim
Şu yorgunluk olmasa
Yaşadığımı nereden bilirdim…
Ben sadece sebeptim… Bir sabah duvarların arkasında kalacak dünya… Koca evreni dışarıda bırakacak kadar daracık bir oda…bacaklarımız aşk sarmaşığı. Ayak parmaklarımız bile oynaşmakta. Düşünsene sarıp sarmalamışken bedenin bedenimi. Binlerce günaydın busesi konar dudaklarına. Anla aylar olmuş seni görmeyeli. Allah bilir ben uyurken gönlüm seni kaç kez diledi. Kaç kez bana sitem etti. Kaç kez ezberlediği o bakışı bekledi. Yoksa böyle yazar mıydı bu kalem, biraz ordan biraz burdan, rüzgarda savrulan yaprak gibi….
….