AH GÖNLÜMÜN BİÇARESİ.. \ melek gökçe
Bir çocuk kadar inatçı, bir çocuk kadar cesur, bir çocuk kadar merhametli olsaydı sevgilerimiz şimdi çok daha başka yerlerdeydik seninle belki de efendi. Ne sen Fatih’te koşturan o masum çocuksun, ne de ben seni her şeyinle kabul edebilecek merhametli bir anne…
Sevda dediğin şeyin ömrü olmazdı biz küçükken. En büyük kıskançlık oyuncağımıza olan bağlılığımızdan gelirdi. Geceleri karanlıktan korkardık ve battaniyenin altına girince görünmez olacağımıza inanırdık. Hayal dünyalarımızda imkansız diye bir şey yoktu bizim. Şimdi bakıyorum da geçmişe, zamana karşı verdiğim tüm savaşa rağmen kaybetmişim sanırım. Belki de şimdilerde çok daha fazla seviyorum o Fatih’deki çocuğu ama gel gör ki adım atmaya gücüm yok efendi. Gönül kırgınlıklarım öldürmüyor da çok can yakıyor. Tahammülü zor gönlümdeki enkazların. Koca koca mezarlar inşa ediliyor ve her seferinde başka bir senin selasını okutuyorum. Defnetmeye kıyamadığım tek geriye kalanım Fatih’te bir çocuk. Ona olan inancımı hiç kaybetmedim. Şimdi başı yerde hafif mahcup elleriyle oynayarak gelse karşıma, özür dilemesine bile gerek yok, içten samimi bir öpücük kondursa yanaklarıma affederim tereddüt bile etmeden.’Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez’ derler efendi. Biz büyüdükçe gurura ve kibire yenik düşen insanlar olduk. Başımız dik duracak diye özümüze ait ne varsa çöpe attık. Değil gönül almak, burnumuz düşse yerden kaldıramayacak hallere geldik. Sonradan durup bir kenarda ağlanacak halimize kahkalar attık. Son zamanlarda o kadar çok istiyorum ki her şeyden fazla sana ait kalabilmeyi…
Ah gönlümün biçaresi. Ben Fatih’deki bir çocuğun annesi olmayı kabul ederim de sen mavi balonlu bir kızın babası olmayı kaldırabilir misin? Ben yıkıp döksen de kal diyebilmeyi kabul ederken, sen yanı başımdan ayrılmak yok diyebilecek kadar sadık mısın?Ve en önemlisi ben sana EFENDİ derken, sen bana EMANETİM diyebilecek misin ?