Franz Kafka’nın Sevilen Eserlerinden Alıntılar
1. Babaya Mektup
Senin karşında bir parça da olsa direnebilmek için, kısmen de bir tür intikam olarak, çok geçmeden sende farkettiğim küçük, gülünç şeyleri gözlemlemeye, biriktirmeye abartmaya başladım. Sözgelimi senin çoğu zaman yalnızca görünüşte senden üstün olan kişilere kolayca hayran kalmanı ve bunları, diyelim bir imparatorluk müşavirini ya da bunun gibi bir şeyleri durmadan anlatabilmeni diğer taraftan senin, babamın kendi değeri için, böyle değersiz onaylara ihtiyaç duyması ve bunlarla böbürlenmesi üzerdi de beni.
2. Mavi Oktav Defterleri
Umudu tükenmiş bir adam küçük bir kayıkla Ümit Burnu’nu dolaşmaya çabalıyordu. Sabahın erken saatlerinde sert bir yel esiyordu. Küçük yelkeni açan adam huzurla ardına yaslandı. Pek derin olmayan bu tehlikeli sularda, canlı bir varlık gibi kayalıklardan sıyrılıp geçen bu kayığın içinde neden korkacaktı ki?
3. Milena ‘ya Mektuplar
Bak, Milena, Robinson bir gemiye tayfa yazılı o tehlikeli yolculuğa çıkmış, gemi batmış ve daha bir sürü şey geçmişti başından. Oysa yalnızca seni kaybetmem yeter, Robinson’un durumuna düşerdim ben de. Hatta onunkinden de kötü olurdu durumum. Onun bir adası, çalışmayıp dinlendiği bir cuması ve daha pek çok şeyi vardı, sonunda da bir gemi adadan yine alıp götürdü kendisini ve başından geçenleri bir düşe dönüştürdü. Ama seni yitirdim mi hiçbir şey kalmaz benim elimde, adım bile kalmaz, onu da sana verdim çünkü.
4. Dönüşüm
Sanırım en iyisi odaya hiç dokunmayıp nasılsa öyle bırakmak, ilerde yine aramıza döndüğünde Gregor’un hiçbir şeyi değişmemiş bulması arada geçen zamanı daha kolay unutmasını sağlayacaktır
5. Aforizmalar
İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: sabırsızlık ve tembellik.
Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama
belki de belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı,
sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar.
6. Açlık Sanatçısı
Burada hiç olmazsa biraz olsun yaşlılığın izine rastlamak mümkün, gençlere yakışmayacak şey var mı, çirkin kimi küçük ayrıntılar da gençliğin tükenmez kudret kaynağında yitip gidiyor. Bir gencin tuzak kurmuş bakışları olsa bile kötüye yorulmaz; aslında bunu kimse fark edemez, hatta gencin kendisi de fark edemez. Yaşlılıkta ise elde tutabildiklerimiz ancak zerrecikler, bunlar yenilenebilir değildir, hep kollanmaları gerekir; yaşlanmakta olan bir kişinin tuzak kurmuş bakışları sadece tuzak kurmuş bakıştır, bunun farkına varmak çocuk işidir.
7. Şato
Mutluluk başınızın üstünde dolaşıyordu, ama siz onu çekip aşağı almayı beceremediniz.
8. Yalnızlık Bir Uçurumdur
Eğer okuduğumuz kitap bizi kafamızın ortasına inen bir yumruk gibi sarsmıyorsa, niye boşuna okuyalım ki? Bizi mutlu etsin diye mi? Tanrım! Mutlu olmak için kitap okuyorsak hiç kitabımız olmasın daha iyi; bizi mutlu eden o kitapları yeri geldiğinde kendimiz bile yazabiliriz. Bizi yıkıma uğratan ve derin bir kedere boğan kitaplar okumalıyız; öyle ki bir kitap, kendimizden daha çok sevdiğimiz birinin ölümüne tanık olmuş kadar, ormana sürgün edilip herkesten uzaklaşmış kadar etkilemeli bizi. Bir kitap, İçimizdeki donmuş denizin ortasına inen bir balta olmalıdır
9. Milena ‘ya Mektuplar
Bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak, ağır ağır dönmek, vazgeçmek zor geliyor biraz. Elbet yüreğim sızlar. Gene de -sözünü edebildiğime göre- o kadar zor gelmedi anlaşılan. Çok bilmiş bir köstebek gibi yeni yollar açarım gerekirse, ne yapalım!