Nefesini Tut Kitap Yorumu \ Fatma Aydın
Kitabın ilk bölümleri çok kafa karıştırıcıydı yani ne olup gittiğini bir türlü anlayamadım ama daha sonra ilerleyen bölümlere doğru devam ettikçe her şey yerli yerine oturmaya başladı. Bu fotoğrafta sonbahar yapraklarını kullanmamın bir sebebi var aslında o da şu; kitaptaki Amy ve Alex karakterlerini en iyi yansıtacak şeylerin bu yapraklar olduğunu düşündüm. Çünkü -kitabı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız- Amy karakteri arkadaşları tarafından sevilen, hayatında belli bir amacı olan ve o amaç doğrultusunda ilerleyen gayet güleç bir karakter iken bir olay nedeniyle her şey ters düz oluyor.
Alex karakteri ise hayatında her şey yolunda iken kendi yaptıklar ile kendi hayatını ters düz ediyor.
Bu nedenle yaprak gibi hayatları yeşil ilerlerken bir anda sararmaya ve solmaya başlıyor. Bu nedenle yaprakları kullanmak istedim.
Kitap dediğim gibi ilk bölümlerinin karmaşası dışında gayet güzeldi. Sonu ise ciddi anlamda beni şaşırttı hiç beklemediğim bir son ile karşılaştım.
Konusu,
Amy Stevenson, sıradan bir yaşamı ve sıradan bir sorunları olan bir genç kızdı. Ama Amy’nin bir sırrı vardı, onu kendi vücudunda bir mahkûma dönüştürecek kadar tehlikeli bir sır. Bilinci ve kabusları arasında sıkışıp kalmış olan Amy, on beş yıldır birilerinin onu kurtarmasını ve yaşadığı korkunç saldırının sorumlusunu bulmasını bekliyordu.
Çalıştığı gazeteye hazırladığı bir yazı için hastaneyi ziyaret eden Alex gündüzleri susuzlukla, geceleri boğulmakla savaşıyordu. Ta ki Amy Stevenson ile karşılaşana kadar… Amy’yi gören Alex gençlik yıllarından hatırladığı hikayenin araştırılmaya değer olduğunu düşünmüştü. Genç kızın hayatına ve yaşadıklarına dahil oldukça görünenden daha fazlası olduğunu keşfetmiş ve aradığı tek Kurtuluş’un Amy’ninki olmadığını fark etmişti. Fakat tek tanığı, yaşadıklarını anlatamayacak durumda olan bir olay nasıl çözülebilir?
Alıntı:
“Zaman iyi bir ilaç değildir. Zaman, geride kalanların pişmanlıklarını ve itiraflarını karaladıkları bomboş bir sayfadır.”