SEVGİ \ Abdullah GÜLMEZ
Ömrümüzden bir bahar rüzgarı gibi bir çırpıda geçen yakalamak isteyip bir türlü yakalayamadığız duygu yüklü ne çok an vardır. Anları hayatın içinde sabitleştirip bir fotoğrafın karesine sığdıramazsınız çünkü anlar poz vermez. Anlar beynimizin gizli hücrelerinde belki bir anıya dönüşürler zamanı gelince.
Ömrümüzden koşarak geçen yaşamak isteyip yaşayamadığımız yarım yamalak kalmış ne çok şey vardır. Ne çok sevgi ne çok sevgisizlik. Ne çok şımarık bir aşk duygusu. Ne çok gönül bahçelerinde enkaz altında kalmış yaşanmamış sevgiler. Ne çok kaçamak bakışlar, kaçırılmış buluşmalar.
Ömrümüzden, avuçlarımızdan akan suyun kayışı gibi ne çok güzellik vardır. Bir duruş belki. Belki sıcacık minik bir dokunuş, sevgiyle dolmuş ateşli bir bakış, bir elin bir eli tutması belki. Belki yağmurda ıslanılmış bir kış günü. Gökyüzünün mavilikleri belkide. Havalanan süzülen bir martı.
Ömrümüzden bir tokat gibi çarparak geçen ne çok acı vardır kimbilir. Bir bıçağın saplanışı gibi usulca. Acıyı içimize çektiğimiz anlar. Bir ölüm anı belki. Bir ayrılık hali. Belki karşılıksız kalmış filizlenmiş bir duygu çiçeği.
Ömrümüz… Aslında bir bahar bir rüzgarı. Belki koşarak belki bir suyun akışı gibi bazen bir tokadın etkisi gibi.
Ömrümüz onu gerçek anlamda renklendiren ona hayat veren <<SEVGİ>> İnsanın insanı sevmesi. İnsanın hayatı sevmesi. Kadının erkeği Erkeğin kadını sevmesi. Dünyanın en güzel kelimesi sevgi değil mi? Sevginizi belli günlere ve belli kişilere endekslemeyin hayatınıza serpiştirin ışıklı vitrinlerdeki bir tüketim ürünü gibi tüketmeyin sevginizi.
Sevin, sevilin hiç bir fark gözetmeksizin. Sevin her şeyi sevin dahası mı kendinizi sevin her şey daha güzel olacak…