YOLCULUĞUMUZ NEREYE!… / Kader Canbey

herenk.com

  •               YOLCULUĞUMUZ NEREYE!

          Ah zavallı insancıklar… Bunca yaşımın en zor senelerini yaşıyorum diyebilirim. Yaş kemale henüz ermemiş olmasına rağmen görüp görebileceğim her türlü çirkinliğe şahit oldum. Çağın ilerlemesi ile insan düşünce yapısında, zihniyetinde, yaşam koşullarında, devlet yönetiminde, işleyişinde, sokakta, evde her türlü değişim meydana gelir. Fakat öyle bir dönemden geçiyoruz ki teknoloji her gün o kadar ilerliyor ve düşünüş yapısı o kadar değişime uğramaya hazır ki bırakın ilerlemeyi olduğumuz noktada bile bir istikrar sağlayamıyoruz. İlerleme beklenirken akıntıya karşı kürek çekmek varken kendimizi tamamen akıntıya bırakmış, olabileceği olduya getirip seyretmek ile yetiniyoruz.

            Yaşamış olduğumuz bu yüzyıl içerisinde yaşamın her alanında yapılan değişiklikler ile aslında insan [insancık] düşünüş yapısında da değişiklikler meydana gelir daha doğrusu gelmelidir. Fakat bunun tam tersi bir duruma rastlanıldığı zaman bu artık bir sorundur. Bu durumun irdelenip sorunu teşkil eden ana unsur bulunmalıdır. Bu yazıyı yazarken şu anı, içinde yaşadığımız durumu ve yaşananları baz alarak ortaya bir şeyler koymaya çalıştım.

    REKLAM ALANI

          Günümüzden örnek vermek gerekirse -ki zaten en çok şahit olduğumuz durumlar ve yazının yazılış amacının aslı bu durumdur- teknolojinin nimetlerinden hepimiz yararlanıyoruz. Artık cebimizde taşıdığımız küçük bir aletle uzaklar yakın oluyor. Çok merak edilen ya da araştırılması istenen bir konu taa bilmem neredeki kütüphaneye gidilmeksizin ya da kitapla muhattap olunmaksızın bir tıkla elimizin altında oluveriyor. Evet aslında bu bir nimet, fakat sağlıklı ve iyi niyetli kullanılmadığı taktirde en masum şey bile bir silaha dönüşüveriyor, dönüşebiliyor.

             Bugün insanlıktan beklenen tüm

    bu ilerlemelerin karşısında oluşabilecek zararlara meydan vermemek ve iyiyi, doğruyu ortaya çıkarmak, bu doğrultuda davranmaktır. Fakat insanoğlu her zaman ki gibi bir kez daha yanıltmıyor bizleri.

    Bencillik çağımızın en büyük sorunu. Evet, aslında bencil olmayan insan yoktur. Herkes fıtratı gereği bir nebze bile olsa bencillik tohumu barındırır içinde. Ama bugüne baktığımızda başlangıçta bir tohum olan bu gizli güç aslında dallanıp budaklanıp köklü bir ağaca dönüşmüştür. Bencillik konusuna niye girdiğimi ise şu cümlelerle izah edeyim. Bugün bizim en büyük sorunumuz ve hatta sorumuz “adalet, hak, hukuk, demokrasi, eşitlik, özgürlük nerede?” Bu temel kavramları sağlayabilecek olan insanın ta kendidir.

         Toplum önemli bir kavramdır ve toplumu bir araya getiren, bir arada tutan insandır. Bunu da saymış olduğum unsurlar ile sağlamak ise önemli bir husustur. Bunu söz yerindeyse hayvanlardan beklemek mümkün değildir. Bunu yapacak olan varlık insandır. Ortada bir sorunun olması ve bu sorunun düzeltilmesi insana ya da daha toplumsal bir ifade kullanacak olursak bireye bağlıdır. Daha iyi yönetilmek, huzurun ve refahın olduğu ortamlar yaratmak, herkesin eşit şartlarda bir arada yaşadığı bir toplum düzeni oluşturmak insanla alakalıdır.  Fakat artık zihniyetler o kadar körelmiş ve insan hayatı o kadar basitleştirilmiş ki bu hususların hiçbiri umursanmaz olur.  Kişi artık sadece kendi kişisel mutluluğunu, huzurunu düşünür olur.  Öyle ki bunu başka insanların hayatı pahasına yapar olmuştur. Adalet, eşitlik, özgürlük, barış ütopik birer kavram olma yolunda epey yol almıştır. İnsanoğlunun üstün desteği sayesinde….

           Çağ ilerledikçe iyi şeyler olur inancına anlaşılan o ki gereğinde fazla bel bağlamışız. Tabii olan da budur aslında. Zaman ilerledikçe düzen değişir, insan değişir, yaşam standartları değişir yani iyileşir. İnsanın hep iyi şeyler olucağı inancına kapılması da bundan değil midir? Nasıl ki mantığa uymadığını kabul ettiğimiz bir durumu batıl inanç diye niteliyorsak, bu durum da artık batıl olma yolunda ironik bir hal alıyor.

    Durum gittikçe korkutucu bir hal alıyor ve bunun farkında olmak, buna rağmen bir şey yapmamak ve günlük zevklerin peşinden gereğinden fazla koşmak açıkçası traji-komik bir durum. Evet anı yaşamak önemli. Ama bunu sanırım çok yanlış anlamışız. Kanımca \’anı yaşa!\’ her durum için ya da her an için geçerli olmayan bir cümle. Daha doğrusu kalıplaşmış sözlere çok da körü körüne bağlanmamak lazım. An kötüye gidiyor ve bence “an’a bir dur de!..”

    Kader Canbey

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Radyodaki Cinler \ Gürgün KARAMAN - 6 Temmuz 2021 12:07
Yanan Sakal \ Gürgün KARAMAN - 26 Haziran 2021 12:04
Muskacı \ Gürgün KARAMAN - 6 Haziran 2021 12:04
Bitmeyen Rüyalar \ Gürgün KARAMAN - 26 Mayıs 2021 12:02
Emanet \ Gürgün KARAMAN - 16 Mayıs 2021 12:02
Varyemez Nine (!) \ Gürgün KARAMAN - 6 Mayıs 2021 12:00
Bingol Şewti! \ Gürgün KARAMAN - 26 Nisan 2021 11:58
Vefa \ Gürgün KARAMAN - 6 Nisan 2021 11:58
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.