ZAMANDA SEN \ Mine Atar
Okuduğum ilk sayfada sen çıkıyorsun karşıma.
Senli başlıyor tüm romanlar,
Hadi romanlar neyse de
Kimyada fizikte işin ne?
Beni parçaladığın gibi
Atomu da mı parçalayacaksın?
Kaldırma kuvvetinden sanane,
Zaten kaldırıp attın bir çırpıda bu aşkı…
Daha ne öğreteceksin
Sensizliğin değişmez yasasına?
Durup dinlenmeden okuyorum seni işte,
Kalemim zaten senle yazıyor her heceyi,
Sen dolduruyor zifiri karanlık, her geceyi… Herkes di\\\\\\\’li geçmiş zaman kullanırken,
Bense sen\\\\\\\’li geçmiş zamanda yaşıyorum şimdi.
Üstelik dil kurallarını da hiçe sayıyorum çekinmeden.
Sonra mı?
Sonrası
Her dakika sen şehrine kalkan bir gemi oluyor zaman.
Buram buram aşk kokuyor mavilikler,
Sensizliğin paha biçilmez seyahatine
Yüreğimi koyarak biletler alıyorum… Kalkış:
02:01
02:02
02:03
…..
Varış:
02:01
02:02
02:03
…..
Gidişi olup dönüşü olmayan sensizliğe,
Sözler yazıyorum bıkıp usanmadan…
Karşılıksız çekler misali,
Aransam da bulunmam artık biliyorum.
Çünkü o şehirde, başka yüreklere ram oldu yüreğin,
Girişi yasaklandı biz yazan yolculuklar…
Uzaktan seyrediyorum sen şehrini,
İktidardan düşmüş ıssız, sessiz,
Işıkları da söndürmüşsün ben gideli,
Ne caddelerinde tabelalar,
Ne ışıltılı gecelerin var…
Bu kadar mı yoksun kaldın sevgili
İyi de bizden sen\\\\\\\’i ihraç eden
Yine sen değil miydin ki?
S.Ş